YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20961
KARAR NO : 2013/5161
KARAR TARİHİ : 20.03.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/11/2011 gün ve 2011/9-192-241 sayılı kararında da açıklandığı üzere ve CMK’nın 196.maddesi hükümlerine göre, alt sınırı 5 yıldan az hapis cezası gerektiren suçlardan dolayı yapılan yargılamada, yargılandığı yer adli yargı sınırları dışında ve başka suçtan tutuklu bulunan ve duruşmalardan bağışık tutulmak istediğini belirten sanığın istinabe yoluyla alınan savunmasında usule aykırılık bulunmadığından tebliğnamedeki bu hususa ilişkin bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın katılana ait olan, ancak müştekinin üzerine kayıtlı bulunan aracı internetteki ilandan görmesi üzerine katılan ile 16.000 TL’na almak üzere anlaşıp suça konu 17.700 TL bedelli çeki ciro ederek katılana verdiği, müştekinin de aracın satışı için sanığa vekalet verdiği, ancak katılan çeki bankaya ibraz ettiğinde sahte olduğunun anlaşıldığı olayda, eylemin dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 Sayılı TCK’nun 158/1-f maddesi gereği ceza tayin edildiği halde aynı kanunun son maddesi gereği hapis cezasının alt sınırı 3 yıldan az, adli para cezasının elde edilen haksız menfaatin iki katından az olamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde eksik hapis ve adli para cezası tayin edilmesi; aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 20.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.