Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/20621 E. 2013/5195 K. 21.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20621
KARAR NO : 2013/5195
KARAR TARİHİ : 21.03.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Şikayetçi Günay’ın 07.09.2006 tarihli polisteki ifadesinde; sanığın, Bank Asya /Şişli Şubesindeki fiili sırasında 27.04.2006 tarihinde “kimliği alamayıp kaçmasından” bahsetmesi, …………….. seri nolu suça konu nüfus cüzdanı için düzenlenen 21.11.2006 tarihli ekspertiz raporunda “….iğfal kabiliyetin haiz olduğunun” belirlenmesi, aynı belgenin Akbank/Beşiktaş şubesine hesap açtırmakta kullanılması karşısında; nüfus cüzdanının “aldatıcılık kabiliyetini haiz olduğunda kuşku bulunmadığından” ve hüküm fıkrasında “..TCK’nun 53.maddesinin 1.2.3 fıkralarının takibine…” İfadesi ile, 1.fıkra (c) bendinde yer alan haklardan koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılma kararının verildiği anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma ve düzeltilerek onama düşüncelerine iştirak olunmamış, “nitelikli dolandırıcılık” suçunda adli para cezası miktarının suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağının gözetilmemesindeki isabetsizlik aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Şikayetçi Safiye’yi suç tarihinde öğleden sonraya denk gelen bir saate telefon ile arayıp kendini Av. Günay Naiboğlu şeklinde tanıtan sanığın, ona “öğrencilik döneminde kalan kredi borcu nedeniyle hakkında takip yapılacağını, saat 16:00’a kadar 1.400 liranın yatırılmaması halinde icra işlemlerine başlamak zorunda kalacağını” söylemesi, şikayetçinin ise “kredi borcumu tek seferde ödemiştim” cevabına karşılık “…kredi borçları 4 taksitte ödenebilir, bir seferde tamamını ödemiş olmanız mümkün değil, belki ödediğiniz 1.taksittir, aradan geçen zaman içinde kalan miktara faiz işlemiştir…”gibi ikna edici–bilgili algılanan konuşmasıyla, dar vakit kaldığı endişesine sevk ettiği müştekiyi kandırıp, suça konu olan sahte nüfus cüzdanı ile açtırdığı banka hesap numarasını ona verip, bankayı da aracı kılarak o hesaba paranın havalesini sağlayarak haksız yarar elde etmekten ibaret eylemlerinin “nitelikli dolandırıcılık” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında yukarıda belirtilen eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin suçların unsurları itibariyle oluşmadığına ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, “nitelikli dolandırıcılık” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarından verilen “mahkumiyet” hükümlerinin ONANMASINA, 21.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.