YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4249
KARAR NO : 2013/17202
KARAR TARİHİ : 11.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Kamu davasına katılma istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeyen şikâyetçi kurum vekilinin 5271 sayılı CMK’nın 260/1. maddesine göre, sanıklar hakkında kurulan hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Muhasebe bürosu işleten sanık …’in, daha önce … Belediye Başkanı olarak çalışan sanık …’in o dönemde alamadığı görev tazminatına ilişkin prim gün sayısını doldurabilmesi için 08.11.2008-03.08.2009 tarihleri arasında işyerinde çalıştığına dair Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirimde bulunduğu, ancak kurum görevlileri tarafından yapılan araştırmalar sonucunda işyerinde çalıştığı bildirilen sanık …’in fiilen çalışmadığı ve sigortalılık çalışmalarının gerçeği yansıtmadığının tespit edildiği, bu şekilde sanıkların dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda; katılan kurumun, sanıklar tarafından ibraz edilen belgelerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı hususunu araştırmak, denetlemek ve yaptıkları denetim sonrası yapılan işlemleri iptal etme yetkisinin bulunması nedeniyle sanıkların eylemlerinin aldatma kabiliyetinin olmaması hususları gözetilerek, dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesine dayanılarak verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 11.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.