YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2245
KARAR NO : 2013/8101
KARAR TARİHİ : 02.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, işyeri dokunulmazlığını ihlal, hakaret, tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılanlar vekilinin 03/03/2010 ve 05/05/2010 havale tarihli dilekçeleri kapsamı nazara alındığında, sanık … hakkında kurulan “beraat” Hükümlerine yönelik bir temyiz maddesinin olmadığı tespit olunarak yapılan incelemede;
Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girildikten sonra çıkmayan kişi konut dokunulmazlığı suçunu işlemiş olur. Konuta girmek, failin bütün vücudu ile tamamen konuta girmesi demektir. Bu nedenle, konutun eklentisi içinde olmamak kaydıyla, pencereden içeriye bakma, kapıyı dinleme camı tıkırdatma, dış kapı zilini çalma bu suçu oluşturmaz. Konuta veya eklentisine nereden girildiğinin önemi yoktur. Konuttan çıkmamak, konut sahibinin rızası ile girilen konuttan, söz, hareket ve tavırlarıyla kendisini çıkmaya davet edilmesine rağmen, çıkmamaktadır. Rızaya aykırı olarak girme veya rıza ile girildikten sonra çıkması istenilmesine rağmen çıkmayan kişi bu eylemini, açık bir rızaya gerek olmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentilerinde işlemesi hâlinde fail ikinci fıkraya göre cezalandırılacaktır. Girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri, avukatlık bürosu, doktor muayenehaneleri, emlak bürosu, mimar bürosu, v.b. gibi izinle girilmesi gereken yerlerdir. Girilmesi mutat olan yerlere, süper marketler, mağazalar, dükkanlar, pasta salonları, kahvehane, restoran ve lokantalar, sinema, tiyatro, otel, bar, hastane örnek gösterilebilir. Halka açık olduğu saatlerde bu gibi yerlere giriş de suç oluşmaz. Ancak halka kapalı olan saatlerde buralara rıza haricinde girilmesi hâlinde bu fıkradaki suç oluşacaktır.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur.İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dâhil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı yada benzer olması aranmalıdır. Fail, sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte yada daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur.Bu bakımdan,söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur.Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur.Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanıklardan Muhittin’in köy muhtarı, sanık …’in babası, sanık …’in de oğlu olduğu, suç tarihinde zirai aletlerini koyduğu deposunda çıkan yangın sonrası, geçmişte eniştesi Dursun Kolay’ın şikayetçi olduğu bir adli vakıadan oluşan husumet nedeniyle, katılanlardan şüphelenip jandarmaya müracaat ettiği ve orada tanık… adlı görevli tarafından katılanların ifadeleri alınırken izinsiz “ifade odasına” girerek, hedef gözetmeksizin katılanlara hitaben “şerefsizler!” deyip hakaret ettiği, daha sonra da “Birgül’lere bu köyde yer yok, onları köyden sileceğim” gibi sözlerle benzer şekilde “tehdit” ettiği, bilahare oğlu … ile birlikte köy konağının bir bölümünü berber dükkanı olarak çalıştıran katılan …’ın dükkanına, kendisinde var olan yedek anahtarı kullanarak katılanın rızası-bilgisi haricinde girip 22.05.2008 tarihli tutanakta belirtildiği gibi, dükkan içindeki mülkiyeti katılana ait olduğu hususunda tereddüt bulunmayan berber koltuğu, odun sobası, ayna, ense tıraş makinası, ve saire eşyaları önce dükkan önüne çıkartmak ertesi gün de tanıklar … ve Hakkı Çakmak’a verilen talimatla köy dışında Eskiyol denilen mevkiiye nakledip bırakmak, bu sırada bir kısım eşyanın kırılmasına neden olmak, sanık …’in yangın sonrası şikayetçilerin evine gidip “sizinle görüşeceğiz,adam tutup öldürteceğiz” gibi sözlerle “tehditte” bulunmak suretiyle, sanıklar Muhittin ve …’in birlikte “işyeri dokunulmazlığını ihlal etme”, Muhittin ve Selvet’in “tehdit” ve “hakaret” suçlarını işledikleri iddia olunan somut olayda;
1-Sanık … hakkında “zincirleme hakaret”, sanıklar Muhittin ve … haklarında ise “mala zarar verme” suçlarından verilen “mahkumiyet” hükümlerine yönelen sanıklar müdafii ve katılanlar vekilinin temyizlerinin incelenmesinde;
Sanıklar hakkında “zincirleme hakaret ve “mala zarar verme” suçlarından hükmolunan cezaların miktar ve türlerine göre hükümlerin 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 5219 Sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 Sayılı CMUK’un 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihine göre, temyizi mümkün olmadığından sanıklar müdafii ile katılanlar vekilinin bu suçlardan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteklerinin aynı Kanunun 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2-Sanıklar … hakkında “zincirleme tehdit” ve sanık … hakkında ise “tehdit” suçlarından verilen “beraat” hükümlerine yönelen katılanlar vekilinin temyizlerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre katılanlar vekilinin suçların oluştuğuna, eksik araştırma ve inceleme yapıldığına ilişen ve yerinde görülmeyen temyizinin reddiyle anılan beraat hükümlerinin ONANMASINA,
3-Sanıklar Muhittin ve … haklarında “İşyeri dokunulmazlığını ihlal” ve sanık … hakkında “Hakaret” suçlarından verilen “mahkumiyet” hükümlerine yönelen sanıklar müdafiileri ve katılanlar vekilinin temyizlerinin incelenmesine gelince:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre sanıklar müdafiileri ve katılanlar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-“İşyeri dokunulmazlığını ihlal” suçunun sanıklar tarafından birlikte işlendiği dosya kapsamından anlaşılmakla TCK’nın 119/1-c hükmünün uygulanmaması,
2-Tanık…’ün 17.12.2009 tarihli beyanında belirttiği üzere sanık …’in şikayetçilerin ifadelerinin alındığı “ifade odasına” görevli tarafından çağrılmadan girerek tahkir içerir sözün sarfedildiği mekanın “aleni” bir yer olmadığı nazara alınmaksızın TCK’nun 125/4.maddesi tatbik olunarak fazla ceza tayini,
3-Sabıkaları olmayan sanıklara yüklenen anılan suçlarda “giderilmesi gerekecek maddi bir zararın bulunmadığı” gözetilerek, CMK’nın 231.maddesi uyarınca sanıkların kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurulup yeniden suç işleyip işlemeyecekleri hususundaki kanaate göre bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken “zarar giderilmediği” gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına yer olmadığına kararlar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş sanıklar müdafiileri ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.