Yargıtay Kararı Hukuk Genel Kurulu 2018/1101 E. 2021/1693 K. 16.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2018/1101
KARAR NO : 2021/1693
KARAR TARİHİ : 16.12.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

1. Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı Ankara Damla Su İçecek Dağ. Paz. ve Araç Kiralama San. Tic. Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalıların da bu sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, hesabın kat edildiğini, bunun üzerine borçlular aleyhine takip başlatıldığını, davalıların takip konusu borca haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, haksız itirazın iptali ile davalıların alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5.1. Davalılar davaya cevap vermemiştir.
5.2. Davalı … vekili yargılama sırasında, müvekkili tarafından davanın dayanağı olan genel kredi sözleşmesi kefil sıfatıyla imzalanmış ise de borcunun bulunmadığını, icra takibindeki itirazları aynen tekrar ettiğini beyan etmiş; sonrasında tüm davalıları temsil ettiğine dair vekâletname sunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:
6. Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.11.2015 tarihli ve 2014/558 E., 2015/762 K. sayılı kararı ile; kredi sözleşmesinin belli vadeleri içeren taksitlerden oluşması hâlinde davacı bankanın hesabı kat ettiğine ilişkin ihtarnamesinde borcun ödenmesi için belirli bir atıfet süresi tanıdığı, temerrüt faizinin bu sürenin dolmasından sonraki dönem için hesaplanması gerektiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 88 ve 120. maddelerinin ticarî işlerde uygulanmasının mümkün olmadığı, talep edilen %70 oranındaki faiz oranının sözleşme ve faiz genelgelerine uygun bulunduğu, taksitli ticarî kredilerin cari hesap şeklinde işleyen kredilerden olmaması nedeniyle hesaplanan akdi faiz tutarlarının ana paraya eklenemeyeceği, icra takibinde akdi faiz talep edilmediğinden akdi faizin hesaplamaya katılamayacağı, yapılan hesaplama sonucu asıl alacağa konu borcun 1.553.702TL, 09.03.2014 temerrüt tarihi ile takip tarihi arası işlemiş faizin 90.632,62TL, BSMV’nin 4.531,63TL ve ihtarname masrafı 1.337,95TL olmak üzere toplam alacağın 1.650.204,20TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.
8. Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 22.03.2017 tarihli ve 2016/5391 E., 2017/2354 K. sayılı kararı ile;
“…Hesap kat tarihinden temerrüt tarihine kadar olan döneme ilişkin akdi faiz hesaplanarak bu miktarın asıl alacağa kapitalize edilmesi gerekirken asıl alacağa dahil edilmemesi doğru görülmemiştir,…” gerekçesi ile karar davacı yararına bozulmuş, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının ise reddine karar verilmiştir.
Direnme Kararı:
9. Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.11.2017 tarihli ve 2017/664 E., 2017/813 K. sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesi yanında, hesap kat tarihi ile temerrüt tarihi arasına ilişkin akdi faizin icra takip talebinde istenmediği, istenen kısmın %70 oran belirtilerek temerrüt faizine ilişkin olduğu, çoğun içerisine az da girer kuralı gereğince temerrüt faizi istendiği için hesap kat tarihinden temerrüt tarihine kadar akdi faiz hesaplanabilir ise de, bozma ilamı içeriği itibariyle hesap kat tarihinden temerrüt tarihine kadar işleyecek akdi faizin asıl alacağa kapitalize edilmesi durumunda takip talebinde istenilen asıl alacağın aşılacağı, zira takip talebinde asıl alacak olarak istenilen miktarın kat tarihine kadar asıl alacağa konu miktar olduğu, bu durumda katla temerrüt arası yapılacak hesaplama istekten fazlaya yönelik olacağından taleple bağlılık kuralına aykırı olacağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; eldeki davada hesap kat tarihinden temerrüt tarihine kadar olan döneme ilişkin akdi faiz hesaplanarak bu miktarın kapitalize edilerek asıl alacağa dahil edilmesinin gerekip gerekmediği, dahil edilmesi hâlinde takip talebinde istenilen asıl alacağın aşılarak taleple bağlılık kuralına aykırılık oluşturup oluşturmayacağı noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE
12. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar vardır.
13. Medenî Usul Hukukuna egemen olan ilkeler Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda (HUMK) dağınık hâlde yer almakta iken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) sözü edilen ilkelere Birinci Kısım İkinci Bölümde bir arada yer verilmiştir. 6100 sayılı HMK, 24’üncü maddesinden itibaren “Yargılamaya Hakim Olan İlkeleri” düzenlemiş ve bu kapsamda Tasarruf İlkesi  (md. 24), Taraflarca Getirilme İlkesi (md.25), Taleple Bağlılık İlkesi (md.26), Hukukî Dinlenilme Hakkı (md.27), Aleniyet İlkesi (md.28), Dürüst Davranma ve Doğruyu Söyleme Yükümlülüğü (md.29), Usul Ekonomisi İlkesi (md.30), Hakimin Davayı Aydınlatma Ödevi (md.31) olarak bu ilkeleri sıralamıştır.
14. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi;
“(1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.
(2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır” hükmünü içermektedir.
15. Taleple bağlılık  ilkesi, hâkimin, tarafların  talepleriyle  bağlı olduğunu, talepten  fazlasına veya  talepten  başka bir şeye karar veremeyeceğini, ancak duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebileceğini ifade eder. Belirtmek gerekir ki, hâkim bazı durumlarda taleple bağlı değildir. Bu durumlar Kanunda açıkça belirtilmiştir.
16. Taleple bağlılık ilkesinin taşıdığı ilk anlam, tarafın talep etmediği husus hakkında mahkemenin karar veremeyeceğidir. Buna göre hâkim, tarafların dilekçelerinde talep edilen hususları karşılar. Hâkimin, tarafların talep etmediği bir hususta karar vermesi mümkün değildir. Tarafın neyi talep edip etmediği ve hâkimin ne hakkında karar verip veremeyeceği dava dilekçesine bakılarak tespit edilir. Bu tespitin konusunu, istenilen hukukî sonuç oluşturur. Bu itibarla hâkimin karar verme sınırı dava dilekçesi ile belirlenmiş olur.
17. Taleple bağlılık ilkesinin taşıdığı ikinci anlam ise tarafın talebinden fazlasına mahkemece karar verilememesidir. Tarafın maddî hukuktan kaynaklanan bir hakkının, bazı istisnaî durumlar hariç olmak üzere sadece bir kısmını ileri sürmesine bir engel yoktur. Bu durumda mahkemece, talep edilenden fazlasına karar verilemez. Taleple bağlılık ilkesine yüklenen bu anlam aynı zamanda 24’üncü maddede ifade edilen “tasarruf ilkesi” ve 25. maddesinde yer alan “taraflarca getirilme ilkesi” ile de bağlantılıdır.
18. Nihayet taleple bağlılık ilkesinin üçüncü anlamı ise, çok istisnai hâller dışında hâkimin talep edilenin dışında bir şeye karar verememesidir. Talep edilenden farklı bir şeye karar verememe, verilen hükmün sonuç kısmına bakılmak suretiyle tespit edilir. Buna göre, talepte bulunan kişinin gerçek iradesi ile mahkemenin verdiği hükümdeki sonuç kısmının aynı olup olmadığı, talep edilenden farklı bir şeye karar verilip verilmediği bu şekilde anlaşılır. Nitekim aynı ilkelere Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 24.05.2019 tarihli ve 2017/8 E., 2019/3 K. sayılı kararında da yer verilmiştir.
19. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki dava, genel kredi sözleşmesine dayalı alacağın tahsili isteğiyle girişilen icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, kredi borcunun ödenmemesi üzerine … 4. Noterliğince düzenlenmiş 05.03.2014 tarihli ve 08249 yevmiye numaralı ihtarname davalı müteselsil kefil borçlulara tebliğ edilmiş ve bahsi geçen ihtarnamede hesap kat tarihi itibariyle borcun 1.706.982,31TL (1.553.702TL kalan ana para borcu, 145.981,25TL faiz, 7.299,06TL BSMV) olmak üzere olduğu belirtilmiştir. Aynı tarihli 08248 yevmiye numaralı ihtarname ise dava dışı asıl borçlu ile davalılar … ve Mey Grup Gıda Tic. Ltd. Şti.’ye rehin veren sıfatıyla çekilmiş aynı miktarlar bu ihtarnamede de gösterilmiştir. İhtarname davalı kefillere 07.03.2014 tarihinde tebliğ edilmiş ve 24 saatlik sürenin dolması sonucunda temerrüt 09.03.2014 tarihi itibariyle oluşmuştur.
20. Davacı-alacaklı tarafından davalı-borçlular hakkında genel kredi sözleşmesine dayalı olarak 1.706.982,31TL asıl alacak, 116.169,63TL yıllık %70 oranında belirtilen tarihler itibariyle temerrüt faizi, 5.808,48TL BSMV ve 1.337,95TL ihtarname gideri olmak üzere toplam 1.830.298,37TL alacağın tahsili istemiyle 09.04.2014 tarihinde ilamsız icra takibine geçildiği, ödeme emrinin tebliği üzerine yasal süresinde sunulan dilekçe ile borcun tamamına itiraz edildiği görülmektedir.
21. Her ne kadar Özel Dairece hesap kat tarihinden temerrüt tarihine kadar olan döneme ilişkin akdi faiz hesaplanarak bu miktarın asıl alacağa kapitalize edilmesi gerektiği belirtilerek yerel mahkeme kararı bozulmuş ise de hesabın 05.03.2014 tarihinde kat edildiği, davalıların 09.03.2014 tarihinde temerrüde düştükleri; ne davalılara keşide edilen ihtarnamede ne de davalılar aleyhine başlatılan ilamsız icra takibinde, davacı tarafça hesap kat tarihinden temerrüt tarihine kadar olan döneme ilişkin akdi faizin hesaplanarak asıl alacağa eklenmesi yönünde bir talepte bulunulmamış, yalnızca işlemiş faiz olarak yıllık %70 oranında temerrüt faizi talep edilmiştir.
22. Eş söyleyişle, ihtarname ve takip talebinde asıl alacak olarak istenilen miktar, kat tarihine kadar asıl alacağa konu miktar olduğundan, mahkemece Özel Daire bozma kararında belirtilen şekilde akdi faize karar verilmesi, taleple bağlılık ilkesine aykırılık oluşturacağı gibi faize faiz yürütülmesi anlamına da gelecektir.
23. Hâl böyle olunca, mahkemenin az yukarıda belirtilen maddi ve hukukî olguları gözeterek karar vermesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, usul ve yasaya uygun direnme kararının onanması gerekir.

IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA,
Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi gereğince uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.12.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.