Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/23394 E. 2013/8104 K. 02.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23394
KARAR NO : 2013/8104
KARAR TARİHİ : 02.05.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yokluğunda verilen 06.05.2008 tarihli gerekçeli kararın 26.02.2008 tarihli sorgusunda bildirdiği adresi yerine öz anne-babasının oturduğu “…” adresinde 12.06.2008 tarihinde “aynı konutta birlikte oturmadığı ve yengesi olmadığı” 24.08.2010 ve 22.10.2010 tarihli tutanaklarla belirlenen öz annesi …’ye tebliğinin usulsüz olduğu bu sebeple sanığın ıttılaen verdiği 25.06.2008 havale tarihli temyizinin yasal süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
I)Sanığın, katılan …’a karşı “nitelikli dolandırıcılık” suçundan verilen “mahkumiyet” hükmüne yönelen temyizinin incelenmesinde;
Suç tarihi olan 10.05.2005’den inceleme tarihine kadar 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2.maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından; diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA; 5320 sayılı Kanun’un 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 322.maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5271 sayılı CMK’nın 223/8.maddesi gereğince sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
II)Sanığın, katılan …’a karşı “nitelikli dolandırıcılık” suçundan verilen “mahkumiyet” hükmüne yönelen temyizinin incelenmesine gelince;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.

Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, katılanı şikayet tarihi olan 22.06.2005 tarihinden yaklaşık bir ay öncesinden telefonla arayıp kendisini çok iyi tanıyan …olduğunu söyleyip “müslüman, temiz, fakir aile gençlerini” Telekom, Maliye, Tedaş gibi kurumlarda güvenlik görevlisi olarak işe başlatabileceğini bildirip, zaman içerisinde sık sık bu yönde telefonlarla arayarak nihayetinde katılanı kandırıp ondan öncelikle nüfus-sabıka kaydı fotograf gibi bir kısım belgeleri …’ya göndermesini istediği bilahare belgeleri aldığını, İşe Alma Komisyonuna sunduğunu, orada … milletvekilleri …ve …ın bulunduklarını, onları tanadığını, işini halletmek üzere olduğunu belirtip, sınav parası adı altında katılanın PTT havalesi yoluyla 20.06.2005 tarihinde 1.125 TL havale etmesini sağlamak suretiyle haksız yarar sağlaması eyleminin “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğunun iddia edildiği somut olayda;
1-Katılanın C. Başsavcılığına verdiği şikayet dilekçesiyle, aşamalardaki değişmez anlatımları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanığın … Milletvekillerinin isimlerini kullanıp onların İşe Alma Komisyonunda olduklarını bildirip, evrakın bu Komisyona ibrazını sağladığını söyleyerek katılanı aldatıp haksız menfaat temin etmesi eyleminin TCK’nun 158/2.maddesinde tanımlanan “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu nazara alınmaksızın, somut olayda uygulama yeri bulunmayan TCK’nun 158/1-d-f maddesinde tanımlanan suçtan yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
2-Kabule göre de; temel hapis cezası alt sınırdan tayin ve takdir olunduğu halde aynı gerekçelere dayanılarak adli para cezasının belirlenmesine esas alınan temel gün birim sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.