YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23741
KARAR NO : 2013/8115
KARAR TARİHİ : 02.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıklar Serpil ve Belkıs’ın müştekiye ait işyerine gidip, yanlarında para olmadığını, mobilya köye getirildiğinde parayı vereceklerini, biz çingeneyiz kimse bize mal satmıyor halbuki bizim köyde paramız var, eşyaları köye getirdiğinde arabadan inmeden paranı sana teslim edeceğiz diyerek müştekide güven tesis edip 3.600 TL değerinde mobilya aldıkları, akabinde müştekinin yanında çalışan tanıklarla birlikte sanıkların seçtiği mobilyayı köye götürdüğü, burada 3.bir şahsın müşteki ve tanıkların yanına gelerek paranın bulunduğu kasanın sahibi olan yaşlı kadının torununu aniden hastaneye götürdüğünü belirtip, “siz mobilyaları kurun bu arada kendisi gelir parayı da veririz” diye söylediği, müştekinin bu duruma da güvenerek mobilyanın bir kısmını kurduğu, geri kalan kısmını ise sanıkların kurdurmadıkları, daha sonra yaşlı kadının gelmemesi üzerine sanıkların parayı yarın ödeyelim diyerek müşteki ve yanındakileri köyden gönderdikleri ve bir daha da parayı ödemedikleri olayda, mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanıklara fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “150 gün” ve “ 3000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “ 5 gün “, ve “ 100 TL “ adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.