Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2013/12112 E. 2013/26481 K. 14.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12112
KARAR NO : 2013/26481
KARAR TARİHİ : 14.11.2013

MAHKEMESİ :Küçükçekmece 5. Aile Mahkemesi
TARİHİ :15.11.2012
NUMARASI :Esas no:2011/135 Karar no:2012/823

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-davacı (koca) tarafından, birleştirilen davasının reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kocanın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan “zina” hukuki sebebine dayalı olarak boşanma kararı verilmesi talebinin reddine yönelik temyiz itirazları yersizdir.
2-Kanunda düzenlenen “özel” ve “genel” boşanma sebeplerine dayalı olarak ayrı ayrı boşanma davası açılabileceği gibi; aynı boşanma davasında birden fazla hukuki sebebe dayanılarak boşanma talep edilebilir. Aynı dava ile birden fazla boşanma sebebine dayanılmış ise; hukuki sebep birden fazla olmakla birlikte, tek bir dava mevcuttur. Aynı davada dayanılan hukuki sebepler arasında bir terdit ilişkisi de mevcut değildir. Bu sebeple, dayanılan hukuki sebeplerden biri incelenmeden diğerinin incelenmemesi gibi bir durum söz konusu değildir. Birden fazla hukuki sebep gerçekleşmiş ise; bu sebeplerinin gerçekleştiği belirtilerek tek boşanma kararı oluşturulacaktır. Dayanılan hukuki sebepler ayrı davalara konu edilmediğinden tek vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilecektir. Diğer yandan kanunda özel boşanma sebebi olduğu belirtilen bazı olaylar; eşlerin bazı kusurlu davranışlarının özellik gösteren hali niteliğinde olduğundan; bunlar kanunda açıklanan özellikte olmasalar bile; Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi uygulaması bakımından; genel boşanma sebebi olarak, evlilik birliğini temelinden sarsan bir kusurlu davranış niteliğinde kabul edilebilir. Türk Medeni Kanununu 161. maddesinde düzenlenen “zina” davranışı; bu özeliliği taşımaktadır. Bu nedenle eşin davranışı zina koşullarını taşımasa bile; “sadakat yükümlülüğüne aykırı davranış” ve “güven sarsıcı davranış” niteliğiyle Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi yönünden, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açan bir kusurlu davranış olarak değerlendirilip, boşanma kararına esas alınabilir.
Somut olayda; davalı -davacı (koca), birleştirilen davasına ilişkin dava dilekçesinde, eşinin zina yaptığından söz ederek boşanmaya karar verilmesini istemiştir. Yukarıda açıklandığı gibi; davalı-davacı koca bu davasıyla, hem Türk Medeni Kanununu 161. maddesinde düzenlenen “zina” özel boşanma sebebine hem de Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesindeki “evlilik birliğinin temelinden sarsılması ” sebebi olarak “genel boşanma” sebebine dayanmıştır. Davalı-davacı kocanın, davanın münhasıran Türk Medeni Kanununun 161. maddesindeki zina hukuki sebebi çerçevesinde karara bağlanmasına yönelik açık bir talebi olmadığına göre; mahkeme incelemesinin hem Türk Medeni Kanununun 161. maddesi, hem de Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi çerçevesinde yapılması gerekir. Mahkeme incelenmesini sadece Türk Medeni Kanununun 161. maddesi çerçevesinde yapmış, zinanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş; ancak zina olmadığını kabul ettiği kadının davranışının Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi çerçevesinde sadakat yükümlülüğüne aykırı veya güven sarsıcı bir davranış aşamasında kalmış olup olmadığı yönünden bir inceleme yapmamıştır. O halde; toplanan delilerin Türk Medeni Kanununu 166/1-2. maddesi çerçevesinde değerlendirilerek; boşanma talebi hakkında sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; mahkemece bu yönde inceleme yapılmaması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple birleştirilen dava yönünden BOZULMASINA, zinaya dayalı talep yönünden verilen hükmün yukarıda l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 14.11.2013 (Per.)
KARŞI OY YAZISI
Davacı erkek eşin açtığı boşanma davasının sebebinin SAYISI KONUSUNDA değerli çoğunluk ile aramızda çekişme vardır.
Davacı erkek eş dava dilekçesinde “Dava Konusu: Zina Sebebiyle Boşanma” açıklamasından sonra Talep sonucunda: “Zina Sebebiyle Boşanma davasının” kabulünü istediği ve dava dilekçesinin bu şekilde yazıldığı konusunda aramızda çekişme yoktur. Davacı erkek eş İKİ SEBEBE dayanarak açabileceği davayı TEK SEBEBE dayanarak açmıştır. Dava ZİNA VAKIASINA dayalı olarak ama sadece ZİNA SEBEBİNE dayalı açılmıştır. Zina vakıasına dayalı ve sadece zina sebepli açılan boşanma davasının normatif karşılığı Türk Medeni Kanununun madde 161 hükmüdür.
Davacı erkek eş değerli çoğunluğun kurguladığı gibi İKİ AYRI SEBEPLE dava açmak isteseydi dava dilekçesini farklı yazması gerekirdi;
Davacı erkek eş “Zina ve Evlilik Birliğinin Sarsılması” sebebiyle boşanma talep ederek hem dava konusunu hem de talep sonucuna dayandığı boşanma sebeplerini AYRI AYRI yazması gerekirdi.
Zina ayrı boşanma sebebi, evlilik birliğinin sarsılması ayrı boşanma sebebidir. Birisi Türk Medeni Kanununun madde 161. ile diğeri Türk Medeni Kanununun madde 166/1. ile düzenlenmiştir. Zina sebebiyle dava açanlar otomatik olarak Türk Medeni Kanununun 166/1. maddeden de dava açmış sayılmaz.
Boşanma sebebini AÇIK ve SEÇİK TEK SEBEBE dayandıran davacı avukatın iradesinin kurgu ile İKİ SEBEBE çıkarılması mümkün müdür? Eğer sebebi kurgu ile artıracak olursak dava dilekçesi ONUR KIRICI DAVRANIŞ (TMK.m.162) ve HAYSİYETSİZ HAYAT SÜRME (TMK.m.163) sebeplerini de içeriyor denilerek boşanma sebeplerini ÜÇ, DÖRT diye artırabiliriz.
Yerel mahkeme hakimine verilen dava dilekçesinin TEK BOŞANMA SEBEBİ içerdiği, İKİ SEBEP yazılmadığı çıplak gözle görülebilmektedir.
Birden fazla sebeple açılan boşanma davalarında dava dilekçesini yazma USULÜ her bir sebebi ayrı ayrı dava konusuna ve talep sonucuna yazmaktan ibarettir.
Zina sebebinden boşanma davası açanların OTOMATİK olarak Türk Medeni Kanununun m.166/1 sebebiyle de dava açtığını söylemek davacının iradesini aşar.
Yerel mahkeme dava dilekçesinde yazılanı yazıldığı gibi okumuş yazıldığı gibi isabetli olarak anlamıştır.
Yerel mahkeme Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin kökleşmiş içtihatlarına, uygulamasına ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun dava dilekçesini yazma ve anlama kurallarına uygun hareket etmiştir.
Yerel mahkemenin kararı hem usule hem de kanuna uygundur.
Yukarıda açıkladığım sebep ve düşüncelerle değerli çoğunluğun yorumuna katılabilmeme Hukuk Muhakemeleri Kanununun madde 33 hükmü izin vermemektedir.
KARŞI OY YAZISI
Davacı, 23.03.2011 tarihinde evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak boşanma davası açmış, bu davanın yargılamasının devam ettiği sırada, bu kez 29.06.2011 tarihinde münhasıran Türk Medeni Kanununun 161. maddesinde yer alan “zina” hukuki sebebine dayanarak ikinci bir dava açmıştır. Her iki dava birleştirilerek yargılamaları birlikte yapılmıştır. Davacının birleşen ikinci davasında aynı Kanunun 166/1. maddesine dayalı bir boşanma davası bulunmamaktadır. Davacının TMK’nun 166/1. maddesine dayalı bir davası varken ikinci bir dava açması da bunu göstermektedir. O halde münhasıran “zina “ hukuki sebebine dayalı bir boşanma davasında, TMK’nun 166/1. maddesindeki şartların gerçekleştiği kabul edilerek evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı gerekçesiyle boşanma kararı verilemez. Mahkemecede birleşen davanın münhasıran zina hukuki sebebine dayalı olduğu kabul edilerek deliller bu çerçevede değerlendirilip davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu sebeple sayın çoğunluğun hükmün bu yönden bozulmasına ilişkin görüşüne katılmıyorum.