YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2856
KARAR NO : 2013/8493
KARAR TARİHİ : 07.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur.İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Somut olayda; Sanığın, su satışı yaptığı iş yerinin önüne şikayetçinin arabasını park ettiği, arabanın kendi dükkanına mal indirmesine engel olduğunu gören sanığın arabaya vurduğu ve ön kaputu ile sol ön kapısını çökerttiği, arabayı çizdiği, şikayetçiye hitaben sinkaflı sözlerle hakaret ettiğinin anlaşıldığı,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanık hakkında hakaret suçu yönünden yapılan temyiz incelemesinde; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesinde sayılan nesnel (objektif) ve öznel koşulların değerlendirilip buna ilişkin gerekçelerin gösterilmesi gerektiği gözetilmeden; ” Müştekinin şikayetini devam ettirmesi sanığın bu konuda herhangi bir çalışması göz önüne alınarak” biçimindeki 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesinin 6. fıkrasının a, b ve c bentlerinde belirtilen gerekçeleri içermediği için yasal olmayan gerekçeyle sanık hakkında aynı Kanunun 231.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2-Sanık hakkında hakaret suçu yönünden yapılan temyiz incelemesinde; Sanığın, işlediği kabul olunan suçun haksız bir fiile tepki olarak işlenmiş olduğunun anlaşılması karşısında TCK’nun 129/1 maddesinin uygulanmaması,
3-Her iki suç yönünden yapılan incelemede; 5237 sayılı TCK’nun 52.maddesinde adli para cezalarının “gün” üzerinden takdir edilip, artırma ve indirimlerin de yine “gün” üzerinden yapılmasını düzenlemesine rağmen, sanık hakkında temel ceza tayin edilirken ve bu temel cezadan artırım ile indirim yapılırken, adli para cezasının “ay” üzerinden belirlenmesi,
4- Her iki suç yönünden yapılan incelemede;5237 sayılı Yasanın 61. maddesi uyarınca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden tayin olunan temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.