YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12918
KARAR NO : 2012/35959
KARAR TARİHİ : 30.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyanda Bulunmak
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanıklar …, … ve … hakkında kurulan hükmün incelemesi sonucunda
Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Yasa’nın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 5219 sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 sayılı CMUK’nun 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihine göre, temyizi mümkün olmadığından sanıklar müdafiinin bu suçlardan kurulan hükme yönelik temyiz isteğinin aynı Kanunun 317.maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
2-Sanık … hakkında kurulan hükmün yapılan incelemesi sonucunda
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Olay günü saat 13:35 sıralarında sanıkların opel marka bir araç ile Erzincan … Mah. 361. sokakta seyir halindeyken bisikletli müştekiyi gördüklerinde yanında durdukları, sağ ön koltukta oturan sanık … in müştekiye hitaben “Konyadan geliyoruz, ağır bir kaza atlattık, bu nedenle fakir birine yardım yapmak istiyoruz, fakir biri var mı” diye sorduğu, bu durum karşısında müştekinin öyle bir kimsesiz kadın olduğunu söylediği, sanıkların müştekiye hitaben “işimiz acele, biz sana para verelim sen de kimsesiz o kadına verirsin dedikleri, sanık … in sana euro vereceğim 320 ytl eder, sende ne kadar var demesi üzerine müştekinin cebinden 190 ytl çıkararak sanık …’e uzattığı, sanık …’in müştekinin elindeki 190 ytl yi alıp, piyasa değeri bulunmayan 200 lük … banknotunu bırakıp, hızla olay yerinden uzaklaştıkları, sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kamu davası açılmış ise de müştekinin sanıklara rızaen vermek üzere cebinden paraları çıkarttığı anlaşılmakta olup, rıza söz konusu olduğundan eylemin hırsızlık olarak değerlendirilmeyeceği, sanık …’in asli fail olduğu,mahkemece sanığın bu şekilde gerçekleşen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK.un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde TCK’nun 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin diğer temyiz itirazlarının reddine Ancak;
1-Sanık hakkında verilen hapis cezasının alt sınırdan tayin olunmasına karşılık adli para cezası belirlenirken yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle 30 gün olarak tayin edilmesi,
2- Adli para cezasının; 5083 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile hükümden sonra 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası ( TL ) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılıklar aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; TCK.nun 157/1.maddesi uyarınca verilen adli para cezasının 5 gün olarak tayini, aynı yasanın 168/1.maddesi ile yapılan indirim sonucu 1 gün adli para cezasının karşılığı 20 TL adli para cezasına çevrilmesi aynı hükümde yer alan “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.04.2012 gününde oy birliği ile karar verildi.