YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21376
KARAR NO : 2013/5326
KARAR TARİHİ : 25.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’nun yanına diğer sanık …’yi de alarak hayvancılıkla uğraşan katılanın köyüne geldiği, kendisinin Kahramanmaraş’ta Telekom müdürü olduğunu, kurbanlık için personeline hayvan alacağını belirttiği, katılanın da gelen kişilerin kılık kıyafetine bakarak ve bu kişinin gerçekte müdür olduğuna inanarak on bir adet küçükbaş hayvanı 2.340 TL karşılığında sanık …’ya verdiği, sanık …’nin alışveriş boyunca sanık …’ya ”müdürüm” diye hitapta bulunduğu, getirdikleri kamyonla hayvanları alıp götürdükleri, katılanın beyanınına göre, bir hafta sonra paranın verilmesi kaydıyla anlaştıkları, belirtilen süre geçmesine rağmen paranın ödenmemesi nedeniyle, katılanın sanık …’yu aradığı, sanığın, şu anda hacda olduğunu, parayı veremeyeceğini söylediği, böylece sanıkların eylem ve fikir birliği içerisinde hareket ederek iştirak halinde dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, suçların işlendiği gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanık … hakkında kurulan hükümde;
5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasında yer alan hak yoksunluklarının, kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olmasına göre aynı maddedeki bütün hak yoksunluklarına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sadece, maddenin b bendinde yer alan haklardan yoksunluğa karar verilmesi,
2-Katılanın, 15/05/2007 tarihli oturumda, zararının tamamının karşılandığını belirtmesi karşısında, sanıkların etkin pişmanlık gösterip göstermediklerinin değerlendirilerek sonucuna göre, haklarında TCK’nın 168/2. maddesinin uygulanmasının gerekip gerekmediği tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesi,
3-Sanık …’nun silinme koşulları oluşmuş adli sicil kaydından başka sabıkasının bulunmaması, sanık …’nin de sabıkasız olması karşısında; hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, Sanık …, Sanık … Müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.