YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/6928
KARAR NO : 2013/17994
KARAR TARİHİ : 20.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
09.03.2011 havale tarihli dilekçeye istinaden kamu davasına katılma istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeyen ve suçtan doğrudan zarar gören şikayetçi vekilinin 5271 sayılı CMK’nın 260/1. maddesine göre, kamu davasına katılma ve sanıklar hakkında kurulan hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler,internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
…Mühendislik Limited Şirketi’nin yetkilisi olan sanık …’in, … Yatak Mobilya Şiketi’nden aldığı mal karşılığında suça konu 30.04.2009 keşide tarihli 5.000 TL’lik çekle birlikte toplam 25.000 TL bedelli 5 adet çek verdiği, sanığın, satın aldığı malların kendisine iade edilmediği iddiasıyla Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’ne menfi tespit davası açarak çeklere ödeme yasağı konulmasını talep ettiği, Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 10.02.2009 tarihli tensiben verdiği ara kararla çeklerin bankaya ibrazı halinde ödenmemesi için %40 teminat karşılığında ödeme yasağı konulmasına karar verildiği, sanığın %40’lık teminatı yatırmadan söz konusu ara kararla Halkbankası Kdz. Ereğli Şubesine giderek operasyon asistanı olarak görev yapan sanık …’e kararı gösterdiği ve sanık …’in de sistem üzerinden çeklere ödeme yasağı şerhi düştüğü, bu arada çeklerin ciro yoluyla şikayetçi … … A.Ş.’ne geçtiği, şikayetçi şirkey yetkilisinin 30.04.2009 keşide tarihli 5.000 TL’lik çeki bankaya ibraz ettiğinde Mahkemenin ödeme yasağı nedeniyle herhangi bir işlem yapılmadığı ve çek bedelini alamadığı, sanık …’in bu şekilde teminat miktarını yatırmayıp ödeme yasağına ilişkin bir karar olmamasına rağmen, ara kararın fotokopisini bankaya ibraz
ederek sanık …’in de iştirakiyle çeklere ödeme yasağı koydurmak suretiyle haksız menfaat temin edip nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia olunan somut olayda; sanık …’in koşullu ödeme yasağına ilişkin ara kararın fotokopisini banka görevlisine ibraz etmekten ibaret eyleminin, banka yetkililerini aldatabilecek nitelikte hileli davranış olarak değerlendirilemeyeceği, zira banka görevlisi olan sanık …’in ihmali davranışla karar aslını görmeden ve karar içeriğini tam olarak okumadan ödeme yasağı koyduğu, sanık … açısından dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı, sanık …’in ise eylemini dolandırıcılık kastıyla yaptığına dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği anlaşıldığından, sanıklar hakkında verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 20.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.