Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/21011 E. 2013/5402 K. 25.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21011
KARAR NO : 2013/5402
KARAR TARİHİ : 25.03.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Müştekinin katılma talebi hususunda sanıktan diyecekleri sorulmamış ise de, sanık müdafinden sorulmuş olup ayrıca sanığa da sorulmasının sonuca etkili bulunmamasına göre bu husus bozma nedeni sayılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; olay tarihinde katılana ait aracın kimliği belirsiz kişilerce çalındığı, katılan çevreden aracı bulmak için araştırırken olaydan haberdar olan sanığın katılanı arayıp, aracın yerini ve çalan kişileri bildiğini, bu şebeke ile görüştüğünü onlara verilmek üzere 2.000 TL vermesi halinde aracı bu kişilerden alarak kendisine getireceğini söylediği, katılanın durumu polise bildirmesi ile önlem alan güvenlik kuvvetlerinin seri numaraları alınan paraların sanığa verilmesiyle sanığın yakalanması şeklinde gerçekleşen olayda, eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir, ancak;
TCK’nın 158/1-b maddesindeki nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için, sanığın mağdurun içinde bulunduğu tehlikeli veya zor şartlardan yararlanarak haksız menfaat sağlaması gerekir, bu durum madde gerekçesinde de ”kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya şartlar, başkalarına güven duymaya en fazla ihtiyaç duyduğu anlardır. Kişinin örneğin doğal afet veya trafik kazasına maruz kalmasında ya da hastalığı yüzünden içine düştüğü çaresizlikten yararlanılarak aldatılması daha kolaydır.” denilerek açıklanmış olup, olayda ise aracı kayıp olan katılanın yasa yollara müracaat ederek sonuç elde etme imkanı olması, nedeniyle içinde bulunduğu durumun zor şartlar veya tehlikeli durum sayılamayacağı, sanık tarafından aracını bulurum ancak karşılığında para alırım vaadine inanarak menfaat sağlamasının, basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu ve buna göre cezalandırılması gerektiği gözetilmeyerek, yazılı şekilde nitelikli dolandırıcılık olarak kabulü ile TCK’nın 158/1-b maddesi ile hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.