Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/1345 E. 2021/3362 K. 30.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1345
KARAR NO : 2021/3362
KARAR TARİHİ : 30.11.2021

7. Hukuk Dairesi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26/10/2016 tarihinde verilen dilekçeyle tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 20/12/2018 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi taraf vekillerince talep edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahekemesi kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili; davacının İstanbul ili, Eyüp ilçesi, Alibeyköy Karadolap Mahallesi 750 ada, 8 parselde kayıtlı Öğüt sokak, 22 numaralı tapu tahsiste 179 m2 zilyet olarak 240 m’lik üç katlı gayrimenkulün 40 yıllık zilyet maliki olduğunu, kendisine verilen tapu tahsis belgesi halen geçerli olup iptal edilmemiş olarak halen kullanımında bulunduğunu, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin talep ettiği tapu bedellerinin tamamını Emlak Bankası aracılığı ile İstanbul Belediyesi hesabına 12 taksit bedeli olarak faizi ile birlikte 679.833,00 TL yatırıldığını, belediyenin hiçbir tapu bedeli alacağı kalmadığını, müvekkilinin borcu bulunmadığını, müvekkilinin tapu bedelini ödemiş olmasına rağmen kendisine tapu tahsis belgesine dayanarak tapunun tescil edilmediğini, sorumlu belediyenin şu anda ifraz ve parselasyon çalışmalarını tamamladığını, şartların oluştuğunu beyanla davacının zilyet bulunduğu davalı adına kayıtlı tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne, Eyüpsultan ilçesi Alibeyköy Mahallesi 750 ada, 8 parsel sayılı taşınmazın İBB adına olan tapu kaydından 11635/32041 hissesinin iptal edilerek davacı adına tapuya yazılmasına, geriye kalan 20406/32041 hissenin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Hükme karşı taraf vekilleri istinaf talebinde bulunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 06/02/2020 tarihli karar ile; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin kısmen kabulü ile İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20/12/2018 tarih, 2016/367 Esas ve 2018/546 sayılı Kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne, 750 ada 8 parselde davacının 179 m2’lik işgal alanı dikkate alınarak bu alan üzerinden %12,77 oranında kesinti yapılarak 15615/32041 payın tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline karar vermiştir.
Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2) 6100 sayılı HMK’nın 353/b-2 maddesinde, “Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir”. 359/2 maddesinde, “Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükümlerine yer verilmiştir.
İstinaf mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu kanısına varırsa, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verir. (HMK m.353/b-1)
İstinaf mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararındaki maddi hataların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak (HMK. m. 360, m. 183) aynı kararı verir; yani istinaf başvurusunun esastan reddine karar verir (Karş: İYUK m. 45/3, c.2).
İstinaf mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu halde, istinaf mahkemesi aşağıdaki kararları verebilir;
a) İlk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın esası hakkında yeniden karar verilmesi,
b) İlk derece mahkemesi kararının düzeltilmesi ve davanın esası hakkında karar verilmesi (Prof. Dr. Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Ekim 2016 s. 698).
Öte yandan, HMK’nın “Yargılama Giderlerinin Kapsamı” başlıklı 323. maddesinde, karar ve ilam harçları yargılama giderleri arasında sayılmış, “Yargılama Giderlerinden Sorumluluk” başlıklı 326. maddesinde, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlenmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanununa ekli (I) sayılı tarifenin yargı harçları başlığını taşıyan kısmında, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden tarifede gösterilen oranda nispi karar ve ilam harcı alınacağı, Bölge Adliye Mahkemelerinin tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları için de bu oranda karar ve ilam harcı alınacağı hükme bağlanmış ve aynı kanunun 16. madde düzenlenmesi ile de temyize konu kararla ilgili davanın nispi harca tabi olacağı öngörülmüştür.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28/09/2018 tarih, 2018/2 Esas, 2018/8 sayılı Kararının gerekçesinde ise; düzelterek onamanın yargılama giderlerinden olan onama harcı bakımından bozma kararı niteliğinde olması, aslında bozulması gereken bir kararın, bozma sebebinin yeniden yargılamayı gerektirmeyecek mahiyette görülmesi nedeniyle yasanın verdiği takdir yetkisine istinaden onanmasına karar verilmesi, bunun yanında onama kararlarında harç alınacağına yönelik yasal bir düzenleme bulunmaması karşısında, düzelterek onama kararlarında onama harcı alınmayacağı görüşü benimsenmiştir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Dava konusu kararda Bölge Adliye Mahkemesi tarafların istinaf talebini değerlendirerek, davacı adına tapu tahsis belgesine dayalı yapılacak tescilde DOP kesintisi oranının yanlış hesaplandığını gerekçe yaparak, ilk derece mahkemesi kararını düzelterek yeniden hüküm kurmuştur. Ancak bu karar ikiye ayrılarak, ilk bölümde ilk derece mahkemesi gibi işin esası ile ilgili hüküm oluşturarak davacının davası kısmen kabul edilmiş, vekalet ücreti düzeltilmiş ve hüküm altına alınan miktar üzerinden nispi harcın davalıdan alınarak Hazineye ödenmesine karar verilmiştir. Hükmün ikinci bölümü ise “İstinaf Yargılaması” olarak isimlendirilmiş ve davalı tarafın istinaf talebi kabul edilmediği gerekçesiyle sanki ilk derece mahkemesi kararı doğru ve geçerliymiş gibi, başka bir ifadeyle ilk derece mahkemesi kararı tasdik edilmiş gibi hükmün birinci bölümündeki karar ve ilam harcı miktarı kadar, mükerrer olacak bir şekilde istinaf harcının davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi İlk Derece Mahkemesi kararını Yargıtay gibi düzelterek onayamadığından, düzeltme işlemini ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp geçersiz hale getirdikten sonra ve yeniden hüküm tesisi suretiyle gerçekleştirdiğinden, ilk derece mahkemesi kararı tasdik edilmediği için istinaf harcına hükmedilmesi mümkün değildir.
Bölge Adliye Mahkemesi tasdik etmediği bir karar için istinaf harcı alamaz.
Taraflardan birisinin istinaf talebinin kabulü ve yeniden hüküm kurulması işlemi, aslında başlı başına bir istinaf yargılaması işlemidir. Bölge Adliye Mahkemesi bu aşamada işin esası ile ilgili hüküm verdiğinden, hüküm altına alınan miktar üzerinden nispi harca hükmedilmeli ve ayrıca hükmün başka bir bölümünde istinaf yargılamasına yönelik mükerrer ve çelişkili hüküm kurulmamalıdır.
Bölge Adliye Mahkemesi bu kararıyla hem ilk derece mahkemesi sıfatıyla hüküm altına aldığı miktar üzerinden nispi karar ve ilam harcına hükmetmekte, hem de ilk derece mahkemesi kararını doğru bularak tasdik etmiş gibi mükerrer harç almaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf yargılaması adı altında oluşturduğu hüküm hatalı olup, bu bölümün veya en azından istinaf harcına ilişkin mükerrer harç alınmasına dair fıkranın hükümden çıkartılarak kararın düzeltilerek onanması gerekir.
Bu açıklamalar doğrultusunda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf yargılaması başlığı altında davalıdan mükerrer harç alınmasına karar verilmesi doğru olmadığından, kararın bu yönde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bent uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 06/02/2020 tarih, 2019/514 Esas, 2020/198 Karar sayılı ilamının hüküm kısmının “5.” fıkrasının hükümden çıkartılarak yerine ‘‘Bölge Adliye Mahkemesi tarafından peşin alınan 23.835,40 TL istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,’’ cümlesinin eklenmesine, HMK’nın 370/2 maddesi gereğince İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi hükmünün DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 30/11/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.