YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22488
KARAR NO : 2013/6653
KARAR TARİHİ : 10.04.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın Konsep sigorta şirketinin acentesi olarak müştekinin aracına ait kasko sigorta poliçesini yenileme hususunda anlaşma yaptığı ve kredi kartından sigorta bedelini ödeme talimatı düzenlediği halde, ödeme talimatında sigorta poliçesi numarası yazılacak kısımları boş bırakarak sigorta firmasına gönderdiği, müştekiye sigorta poliçesi sonradan göndereceğini söyleyip düzenlememesi sonucunda, aracıyla kaza yapan müştekinin hasarının karşılanmamasına neden olduğu anlaşıldığından sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2012 gün ve 376-90 sayılı kararı ve benzeri kararlarında vurgulandığı gibi hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının objektif koşullarının varlığı halinde, mahkemece diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce ve re’sen değerlendirilmesi gerektiği ve uygulanması yönünde kanaate varıldığı takdirde hiçbir isteme bağlı olmaksızın öncelikle uygulanması gerektiği halde; bu konuda araştırma ve değerlendirme yapılmadan sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nun 158/1-i,h maddeleri gereği tayin edilip aynı kanun 62. madde ile indirim yapılan hapis cezasının ertelenmesinden sonra “verilen cezanın ertelendiğinden” bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmek suretiyle 5271 Sayılı CMK’nun 231/7 maddesine aykırı davranılması,
2-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle adli para cezası tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.