YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21134
KARAR NO : 2013/5656
KARAR TARİHİ : 27.03.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın Dekotaş İnşaat Mefruşat Mobilya Dayanıklı Tüketim Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’ni, ortağı Levent Yıldırım ile müştereken temsil ve ilzama yetkili olduğu halde, suça konu çekleri tek imza ile keşide ederek katılana verdiği somut olayda; hesap sahibi tüzel kişinin hukuki ya da cezai sorumluluğu bulunmamakta ise de; TTK’nın 730. maddesi yollamasıyla 590. maddesi uyarınca çekten kendi adına sorumlu olacağı, eylemin suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 4814 sayılı Kanun ile değişik 3167 sayılı Kanun’un 16. maddesindeki düzenlemeye temas ettiği, 20.12.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı “Çek Kanunu” ile 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun” yürürlükten kaldırılmış olduğu, 31.01.2012 tarih ve 28193 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 03.02.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6273 sayılı Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile karşılıksız çek keşide etmenin suç olmaktan çıkarılarak idari yaptırım haline getirildiği ve aynı Kanun’un 6. Maddesinde düzenlenen geçici 3.maddesinin 7.fıkrası a ve b bentleri gereğince; mahkemesince bu konuda karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla, eylemin hukuki ihtilaf boyutunda olduğu, unsurları oluşmayan dolandırıcılık suçundan sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.