YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19506
KARAR NO : 2013/3408
KARAR TARİHİ : 26.02.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu Kurumunun Aracı Kılınması Suretiyle ve Kamu Görevlileri Nezdinde Hatırı Sayıldığından Bahisle Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, katılanların kapısının önüne gelerek, kendisini Sosyal Sigortalar Kurumu’nda memur ve müfettiş olarak tanıttığı, yasalarda birtakım değişiklikler olduğunu, bu değişiklikleri kapı kapı dolaşarak yaşlı insanlara anlattığını, kurum tarafından katılanlara ev ve 30.000 TL tazminat verileceğini, bunun için teminat ve masraf amaçlı 1.800 TL para gerektiğini belirttiği, ayrıca katılanların raporlu olarak ilaç aldıklarını bir şekilde öğrenerek, raporun değişmesi gerektiğini belirttiği, katılanların paralarının olmadığını söyledikleri ve sanığa, yaklaşık olarak 1.400 TL değerinde üç tane bilezik verdikleri, sanığın evin içerisine girerek birtakım fotokopi için belgeler aldığı ve aldığı para karşılığında katılanlara makbuz vererek evden ayrıldığı, bu şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda,
1-Sanığın usulüne uygun olarak yapılan teşhisle hazırlık aşamasında ve yargılama sırasında kesin olarak teşhis edildiği, katılanların aşamalarda değişmeyen beyanlarında, sanığın kendilerini dolandıran kişi olduğunun iddia ettikleri, söz konusu makbuzdaki imza ve yazıların sanığa ait olduğu belirlenemese de, sanığın makbuzdaki yazıları, daha önce başkasına yazdırarak imzalatmış olabileceği, katılanların sanığa iftira atması için bir neden bulunmadığı dikkate alınarak sanığın basit dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine yeter kesin ve inandırıcı deliller bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde yetersiz gerekçeyle beraatine karar verilmesi,
2-Kabule göre de; 1136 sayılı Kanun’un 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13.maddesi uyarınca, beraat kararı verilmesi halinde ve kendisini vekille temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, O Yer Cumhuriyet savcısının, katılanlar vekilinin, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26/02/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.