YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20743
KARAR NO : 2013/5089
KARAR TARİHİ : 20.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
A-Sanık … hakkındaki hükmün incelenmesinde;
Sanığın yokluğunda verilip 01.07.2008 tarihinde tebliğ olunan 14.04.2008 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 09.07.2008 havale tarihli dilekçesi ile vaki temyiz talebinin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
B-Sanık … hakkındaki hükmün incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanlardan …’ın evlenmek istemesi üzerine, dayısı olan diğer katılan … ile birlikte kız aramak için …’a geldiklerini öğrenen sanık …’ın, yanında temyiz incelemesi dışında bulunan … ile birlikte kahvehanede oturan katılanların yanına gittiği, katılanlara İnan’ın amcasının kızı olduğunu ve evlenmeye aracılık edebileceklerini
söyledikleri, konuşup anlaşmaları üzerine sanık … ile…’ın, katılanların Dikili ilçesi Deliktaş köyünde bulunan evini görmek üzere bir araçla Dikili’ ye gidip orada katılanlar ile kızı vermek karşılığında 3.500 TL’ye anlaştıkları, katılanlara haber vereceklerini söyleyerek …’a döndükleri, aynı gün akşam saatlerinde sanık …’ın katılan …’i telefonla arayarak, parayı getirip kızı götürmelerini söylediği, katılanların bunun üzerine yanlarındaki akrabaları ile birlikte … ilçesine geldikleri, sanık …’ın onları karşılayıp …’in evine götürdüğü, evde İnan ve iki bayanın katılanları misafir ederek ikramda bulundukları, evde bulunan 20’li yaşlarda bir kızın katılanlara gelinleri olarak tanıtıldıktan sonra …’in anlaşma üzerine 3.500 TL parayı İnan’a verdiği, sanık …’ın katılanlara kızın hazırlanıp kendileri ile gideceğini söyleyerek, o süre zarfında dışarıda beklemelerini istediği, katılanların yakınları ile birlikte dışarıda bekledikleri sırada, sanık ve yanındakilerin parayı alarak evin arka tarafından kaçtıkları şeklindeki eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı hakkındaki Kanunun 108/2. maddesi uyarınca, tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamayacağı gözetilmeksizin, birden fazla ilamın tekerrüre esas alınması,
2-Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirinin ne şekilde uygulanacağı, süresi ve bu hususta karar verecek merci 5275 sayılı Ceza Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 108. maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 5. fıkrası ile tekerrür dolayısıyla belirlenen süresinde koşullu salıvermeye ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu nedenlerle denetimli serbestlik tedbirinin süresinin infaz aşamasında 5275 sayılı kanun hükümleri uyarınca belirlenmesinin gerektiği gözetilerek, 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin 7. fıkrası gereğince hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesiyle yetinilmesi gerekirken, infazı kısıtlar biçimde 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına, bu süre içinde herhangi bir yükümlülük belirlenmesine veya uzman kişi görevlendirilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ un 321. maddesi
uyarınca BOZULMASINA,ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı yasanın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün tekerrür uygulamasına ilişkin (5) ve (6). bentlerinin çıkarılarak yerine “… Sulh Ceza Mahkemesi’nin 02/11/2001 tarih 2001/208 Esas ve 2001/303 Karar sayılı hırsızlık suçundan verilen 7 ay 10 gün hapis cezasına ilişkin mahkumiyet hükmünün tekerrüre esas olduğu anlaşıldığından, sanığa verilen cezanın 5237 Sayılı TCK’nın 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ibaresi eklenmek suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.03.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.