YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7512
KARAR NO : 2022/244
KARAR TARİHİ : 10.01.2022
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02/07/2013 gününde verilen dilekçe ile ecrimisil istenmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın açılmamış sayılmasına dair verilen 19/07/2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davacı idare, maliki olduğu 27774 ada 5 ve 6 sayılı, … ada 1, 2, 3 ve 4 sayılı, 27776 ada 1, 2 ve 3 sayılı parsellerin 20.02.2013 tarihine kadar davalı kooperatifin işgalinde olup geçmiş dönemlere ilişkin açılan ecrimisil davalarının devam ettiğini ileri sürerek 2012 yılından 20.02.2013 tarihine kadar olan dönem için toplam 130.175,00 TL ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın sabit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün davalı kooperatif vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay 1. Hukuk Dairesince 2015/729 Esas, 2016/2496 Karar sayılı bozma ilamıyla “… çekişme konusu taşınmazların kullanımında herhangi bir değişiklik olmadığı gözetildiğinde, ecrimisil talebine ilişkin olarak açılan derdest davaların kesinleşmesi beklenerek, önceki dönem için belirlenen ecrimisil miktarına sonraki yıllar için ÜFE oranında artırım yapılmak suretiyle belirlenecek miktardan az olmamak koşuluyla bulunacak ecrimisile hükmetmek gerekirken, bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir…” şeklindeki gerekçeyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Somut olayda; davacı vekili tarafından 10.12.2020 tarihli mazeret dilekçesi ile 16.12.2020 tarihli duruşmaya katılamayacağını bildirilerek yeni duruşma gününün UYAP üzerinden öğrenilmesi talep edilmiş, mahkemece mazeret talebi kabul edilerek yeni duruşma gününün UYAP’tan öğrenilmesine karar verilmiştir. Sonraki celse olan 16.04.2021 tarihli celseye katılım olmadığından mahkemece, takip edilmeyen dosyanın HMK 150. maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına ve üç ay içinde dosyanın yenilenmemesi nedeniyle de 19.07.2021 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Bu karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Temyiz dilekçesinin incelenmesinde; davacı vekili tarafından 16.04.2021 tarihli celseye katılmama nedeni olarak, bir önceki celse mazeretinin kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen yeni duruşma gününün tarafına usulüne uygun şekilde bildirilmemesi temyiz nedeni olarak ileri sürülmüştür; oysa ki, davacı vekili 10.12.2020 tarihli mazeret dilekçesinde, yeni duruşma gününün UYAP’tan öğreneceğini kendisi talep ve kabul etmiştir. Hal böyle olunca; duruşma gününün kendisine usule uygun şekilde bildirilmediği, mazeret dilekçesine rağmen yeni duruşma gününden haberdar edilmediği gerekçelerine dayanarak kararın bozulmasını talep etmesi, Türk Medeni Kanununun 2. maddesi hükmüne aykırıdır.
Açıklanan tüm bu nedenlerle, davacı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmediğinden temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 10.01.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…