YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13370
KARAR NO : 2013/8837
KARAR TARİHİ : 14.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Mala Zarar Verme, Nitelikli Tehdit, Kasten Yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya,onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Sanığın olay günü borçlu olduğu şahsın vekili olan katılan avukat …ın bürosuna gidip borcuna mukabil 5 bin TL’yi çıkarıp masaya bırakması, katılanın makbuz kesmesi üzerine sanığın parayı ve makbuzu alarak bürodan uzaklaşmak istemesi üzerine taraflar arasında çıkan arbede esnasında sanığın katılanı yumruk ile darp edip ölümle tehdit ederek bürodan çıkarken kapıya yumruk ile vurarak zarar verdiği iddia olunan olayda; sanığın sorgusunda suçlamayı kabul etmemiş olması ve talebinin bulunmaması nedeniyle hakkında 5237 sayılı TCK.nun 52/4 ve 62.maddelerinin uygulanmamış olmasında isabetsizlik görülmemiş olup, mahkemece yasal ve yeterli gerekçeler ile sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 51 ve 5271 sayılı CMK.nun 231.maddelerinin uygulanmamasına karar verilmesi nedeniyle tebliğnamedeki bozma isteyen 3 ve 4 numaralı bentlerdeki görüşe iştirak edilmemiştir.
1)Sanıkların 22/09/2008 tarihli celsede kendilerine müdafi atanmasını talep etmelerine rağmen bu talepleri karşılanmadan haklarında hüküm kurularak savunma haklarının kısıtlanması,
2)Sanık hakkında tehdit suçundan 6 ay hapis cezası tayin edilmiş olup, bu cezanın 5237 sayılı TCK.nun 49. maddesine göre kısa süreli olduğu ve anılan yasanın 50. maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesine yasal engel bulunmadığı gözetilmeksizin, ceza miktarının adli para cezasına çevrilmesine engel teşkil ettiği şeklindeki yasal olmayan gerekçe ile 5237 sayılı TCK.nun 50/1-a madde ve fıkrasının tartışılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.