Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/3151 E. 2013/11260 K. 17.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3151
KARAR NO : 2013/11260
KARAR TARİHİ : 17.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, Kamu Malına Zarar Verme, İşyeri Dokunulmazlığını İhlal Etme, Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir.
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girildikten sonra çıkmayan kişi konut dokunulmazlığı suçunu işlemiş olur. Konuta girmek, failin bütün vücudu ile tamamen konuta girmesi demektir. Bu nedenle, konutun eklentisi içinde olmamak kaydıyla, pencereden içeriye bakma, kapıyı dinleme camı tıkırdatma, dış kapı zilini çalma bu suçu oluşturmaz. Konuta veya eklentisine nereden girildiğinin önemi yoktur. Konuttan çıkmamak, konut sahibinin rızası ile girilen konuttan, söz, hareket ve tavırlarıyla kendisini çıkmaya davet edilmesine rağmen, çıkmamaktadır.
Suçun oluşması için, sahibinin rızası olmadan girilen ya da rızayla girildikten sonra istendiği halde dışarı çıkılmayan bir konut veya eklentisi olmalıdır. Konut, (mesken) bir kimsenin geçici de olsa oturmak için sığındığı her nevi yer olarak tanımlanabilir. Medeni kanunun 19 uncu maddesinde tanımlanan her ikametgah TCK. anlamında bir konuttur Kişinin ihtiyaçlarından bir veya bir kısmının yerine getirildiği yani yaşamsal faaliyetlerini geçirdikleri yer konuttur. Konutun bir bina olması şart değildir. Konut eklentisi (müştemilat); konuta bitişik ya da onun yakınında olan, konut veya benzerî yapıların kullanılış amaçlarından herhangi birini tamamlayan diğer yapılar veya yerlerdir. Balkon, koridor, sahanlık, etrafı çitle çevrili avlu, eve ait etrafı duvarla çevrili bahçe, buna örnek gösterilebilir. Diğer bir anlatımla, girilmesi konutta oturanların huzur ve güvenliğini bozabilecek konuta bağlı veya pek yakın ek yapılar veya yerlerdir. Avlu, ahır, bahçe, taraça, samanlık, odunluk, kömürlük, balkon gibi yerler eklentidir. Konut veya eklentiyi dış dünyadan ayırıcı belirtiler, o yer sahibinin yaşama biçimi, mevcut olanakları, sosyal ve ekonomik durumu ile kültürel ve yöresel özelliklere, gelenek ve göreneklere göre farklılıklar gösterebilir. Bu husus, olaysal olarak değerlendirilmeli, tayin ve takdir edilmelidir.
Apartman giriş kapısından sonraki koridorların, merdiven ve merdiven boşluklarının, daire giriş kapısı ön kısımlarının, sahanlıkların apartmanda oturanlara ait ortak “eklenti” olduğunun kabulü gerekir. Apartman dış kapısının açık kalması, bu kısımların eklenti olma niteliğini etkilemeyeceği gibi eklenti sayılmamasına da neden olmaz. Dış kapının konması; bu yerlerin dış alemle ilgisinin kesildiğine ve yasa dışı bir amaçla içeri girilmesine izin verilmediğine ilişkin iradenin bir göstergesidir. Merdivenler ve sahanlık, konuta giriş çıkış için zaruri, konutun kullanış amacını tamamlayan ve sağlayan, konuta bağlı yerlerdendir. Her isteyenin bu yerlere girmesi ve yararlanması olanaksızdır. Sahanlık ve merdiven olmadan konut olamayacağı gibi, konut olmadan da merdiven ve sahanlık olamaz.Bu itibarla konut ve apartman merdiveni birbirinden ayrılmaz birer parça ve merdivenler konutun, eklentileridir.
Rızaya aykırı olarak girme veya rıza ile girildikten sonra çıkması istenilmesine rağmen çıkmayan kişi bu eylemini, açık bir rızaya gerek olmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentilerinde işlemesi hâlinde Fail ikinci fıkraya göre cezalandırılacaktır. Girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri, Avukatlık bürosu, Doktor muayenehaneleri, Emlak bürosu, Mimar bürosu, v.b. gibi izinle girilmesi gereken yerlerdir. Girilmesi mutat olan yerlere, süper marketler, mağazalar, dükkanlar, pasta salonları, kahvehane, restoran ve lokantalar, sinema, tiyatro, otel, bar, hastane, örnek gösterilebilir. Halka açık olduğu saatlerde bu gibi, yerlere giriş de suç oluşmaz. Ancak halka kapalı olan saatlerde buralara rıza haricinde girilmesi hâlinde bu fıkradaki suç oluşacaktır.
Fiilin gece vakti işlenmesi, ağırlaştırıcı nedendir. Gece vakti TCK. md. 6 da tanımlanmıştır. Gece vakti güneşin batmasından bir saat sonra başlar ve doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman süresidir.
Sanık …’ın, Konya Büyükşehir Belediyesine ait Meslek Edindirme Kursu Binasının nakış odasının penceresi sert bir cisimle vurulmak suretiyle açılıp içeriye girip, içerideki ahşap kilitli kapıların da tekme vurmak suretiyle kırıldığı ve bilgisayar odasından bilgisayarların bağlı olduğu server cihazı ile duvara monte edilmiş iki adet 106 ekran LCD televizyonları aldığı, daha sonra çalıntı televizyonlardan birini sanıklar … ve …’nün aracılığıyla sanık …’a sattıkları, televizyonun sanık …’da ele geçirildiği olayda,
1- Sanık … hakkında hırsızlık, kamu malına zarar verme ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27.12.2011 gün, 2011/8-183 Esas, 2011/304 sayılı kararında da açıklandığı üzere erteli para cezasından ibaret mahkûmiyeti bulunan sanığın, beş yıllık deneme süresi içinde incelemeye konu dosyadaki suçu işlemesi nedeniyle, mahkemesine ihbarda bulunulması yerine, aynen infazına karar verilmesinin usul ekonomisi de gözetildiğinde daha isabetli olacağının kabulü ile tebliğnamedeki 2 nolu düşünceye iştirak edilmemiş, erteli cezanın aynen infazına karar verilirken uygulama maddesi olan 765 sayılı TCK’nın 95/2 maddesinin gösterilmemesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2- Sanıklar … ve … hakkında suç eşyasının satın alınması ve kabul edilmesi suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik incelemede;
Suç eşyasının satın alınması ve kabul edilmesi suçundan 5237 sayılı TCK’nun 168 maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeksizin anılan madde uyarınca indirim yapılarak eksik ceza tayini ve sanık … hakkında adli sicil kaydında tekerrüre esas daha ağır mahkumiyeti bulunduğu halde daha az hapis cezası olan mahkumiyetin tekerrüre esas alınması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık …’in ve sanık … müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanıklar … ve … hakkında verilen gün para cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulama maddesinin yanlış gösterilmesi ve sanık …’in tekerrüre esas alınan mahkumiyetinin 11/01/2005 olan infaz tarihinden
itibaren 3 yıl geçmesi nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’in ve sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanıklar … ve … hakkında verilen gün para cezasının adli para cezasına çevrildiği hüküm fıkrasından “TCK’nın 50. maddesi” ibaresi çıkarılarak yerine “TCK’nın 52/2. maddesi” ibaresinin eklenmesine, sanık … hakkında 58. maddenin uygulanmasına yönelik bölümün hüküm fıkrasından çıkartılmak suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.