Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/1129 E. 2021/16739 K. 28.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1129
KARAR NO : 2021/16739
KARAR TARİHİ : 28.12.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : …Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi

Dava, iş kazasından kaynaklanan sigortalının sürekli iş göremezliği nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekillerinin istinafa başvurması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
…Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesince verilen kararın davacı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edildiği, davalı vekilinin de katılma yoluyla temyiz süresi içerisinde temyiz talebinde bulunduğu halde temyiz isteminin süreden reddine dair ek karar verildiği ve davalı vekilinin bu ek kararı da süresinde temyiz ettiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I- İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 12.07.2014 tarihinde iş kazası geçirmesi nedeniyle belirsiz alacak davası niteliğinde 5.000,00 TL maddi ve 90.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden yasal faiziyle hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili talep artırım dilekçesiyle maddi tazminat istemini 179.290,68 TL’ye artırmıştır.
II- CEVAP:
Davalı vekili, olayın gerçekleşmesinde müvekkili şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, olayın davacı işçinin dikkatsizliğinden kaynaklandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III- MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince; “Davacının davasının kısmen kabulü ile,
1-Davacı işçinin geçirdiği kaza nedeniyle meydana gelen 179.260,68 TL maddi tazminatın 5.000 TL’nin kaza tarihi olan 12.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 174.260,68 TL’nin ise kaza tarihi olan 12.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek (davacı vekili ıslah dilekçesinde mevduat faizi istemiş olduğundan) mevduat faizini aşmayacak şekilde yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Davacının iş kazası nedeniyle oluşan %32 maluliyeti, kazadaki kusur durumu ve ekonomik koşullar ile manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması gerektiği dikkate alındığında 40.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12/07/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Bölge Adliye Mahkemesince 06.10.2020 tarihinde verilen asıl kararda “Taraf vekillerinin …3. İş Mahkemesinin 29/11/2019 tarih ve 2015/718 Esas – 2019/875 Karar sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun, HMK’nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca esastan reddine” karar verildiği anlaşılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen 29.12.2020 tarihli ek kararda 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 434. maddesi ile ilgili 25/01/1985 gün ve 5/1 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı hükmü gereğince, temyiz isteği dilekçenin temyiz defterine kaydettirildiği tarihte ve kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde yapılır. Dairemizce verilen karar, davalı vekiline 22.11.2020 tarihinde tebliğ edildiği, temyiz süresinin 07.12.2020 tarihinde sona erdiği halde davalı vekilinin 08/12/2020 tarihinde temyiz dilekçesini sunduğu belirlenmiştir. Dairemizce verilen 06.10.2020 tarih, 2020/559 Esas, 2020/939 Karar sayılı ilamına yönelik temyiz kanun yoluna başvuran davalı vekilinin temyiz başvurusunun süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle:hesaba esas alınan ücretin hatalı tespit edildiğini, hesap raporları arasında çelişki olduğunu, maddi tazminat hükmünde fazlaya ilişkin talep hakkının saklı tutulması gerekirken saklı tutulmadığını, hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili 29.12.2020 tarihli ek kararı temyiz dilekçesinde özetle: davacı temyiz dilekçesinin kendilerine 07.12.2020 günü tebliğ edildiğini, katılma yoluyla temyiz dilekçesini ise 08.12.2020 günü verdiklerini bu yönle temyiz dilekçesinin süresinde olduğunu beyanla ek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili asıl kararı temyiz dilekçesinde özetle: hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, rücuya kabil SGK gelirlerinin hatalı olarak tespit edildiğini, davacının kalifiye eleman olmadığı halde hesaba esas ücretin asgari ücretten fazla olarak esas alınmasının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
A) Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin 29.12.2020 tarihli ek kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Davalı vekilinin, davacı vekili tarafından verilen temyiz dilekçesini e –tebliğ suretiyle 05.12.2020 tarihinde mevzuatta belirlenen süre geçtiğinden tebliğ almış sayıldı ve temyize cevap süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi kararının 08.12.2020 tarihinde temyiz ettiği halde, Bölge Adliye Mahkemesinin 29.12.2020 tarihli ek kararıyla davalı vekilinin iş bu temyiz talebini süresinde yapmadığından bahisle temyiz talebinin reddine karar verildiği ve bu ek kararın davalı vekiline 10.01.2021 tarihinde mevzuatta belirlenen süre geçtiğinden tebliğ almış sayıldığı davalı vekilinin iş bu ek kararı süresi içerisinde 06.11.2021 tarihinde temyiz ettiği dikkate alındığında, davalı vekilinin asıl kararı temyizinin 6100 sayılı HMK’nun 366.maddesi yollamasıyla temyiz aşamasında da uygulanan 348.maddesi gereğince davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kendisine tebliği üzere iki haftalık temyize cevap süresi içerisinde olduğu anlaşılmakla Bölge Adliye Mahkemesince verilen 29.12.2020 tarihli temyizin isteminin süresinde olmadığından bahisle reddine ilişkin ek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B) Davacı vekilinin ve davalı vekilinin (katılma yoluyla) temyiz itirazlarının incelenmesinde:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplerle temyiz kapsam ve nedenlerine göre davacı ve davalı vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Dava 12.07.2014 tarihli iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece hükme esas alınan kusur oranlarının yerinde olmakla beraber taraflar arasında davacı sigortalının iş kazası sonucu tespit olunan sürekli iş göremezlik oranı, hesaba esas ücretinin tespiti ile hükme esas alınan faiz oranı noktasında uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmaktadır.
3- Somut olayda olduğu gibi Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan, sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir.
5510 sayılı Yasa’nın 18 nci maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19 ncu maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir.
5510 sayılı Yasa’nın 95. maddesine göre “Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığını bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda davacının 12.07.2014 tarihinde geçirdiği iş kazası neticesinde Kurum sağlık kurulunca sürekli iş göremezlik oranının %32 olarak tespit edilmiş ise de; davalı vekilince bu rapora itiraz dermeyan edildiği, öte yandan davalının taraf olduğu SGK tarafından açılan rücu dava dosyasına ilişkin …. İş Mahkemesinin 2015/487 E- 2018/385 K’da karara bağlanan dosyaya ilişkin gerekçeli kararda SGK Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan raporların alındığı belirtilmesine karşın anılan raporların dosya içerisine alınmamış olduğu dikkate alınarak, anılan raporlar dosya kapsamına dahil edilmek, davalı tarafın iş bu raporlara yönelik itirazı bulunması halinde ise bir kez de Adli Tıp 2. Üst Kurulundan rapor almak suretiyle davacının sürekli iş göremezlik oranının kesinleştirilmesi gerekirken yazılı şekilde inceleme yapılmaksızın karar verilmesi hatalı olmuştur.
4- Kazalının maddi tazminat alacağının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması önkoşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödemek amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Öte yandan, gerçek ücretin ise; öncelikle toplu iş sözleşmesi ile imzalı bordrolara, bunların yokluğu halinde ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrete göre tespit edileceği, fazla mesai vb ek ödemelerin devamlılık arz etmesi halinde hesaba esas ücrete dahil edilmesi gerektiği, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş olan miktarın ücret olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanmaktadır.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda davacının olay tarihinde montaj işçisi olarak çalıştığı, hükme esas alınan 25.02.2019 tarihli hesap raporunda davacının …Ticaret Odası ve (sendikalı olduğu tespit edilemeyen davacı sigortalı için) Türk Metal İş Sendikasından “7 yıl kıdemli metal mamulleri montaj işçisi” için bildirilen ücretler dikkate alınmak suretiyle asgari ücretin 1,3 katı düzeyindeki ücret üzerinden hesap yapılmış ise de; davacının aksi ispatlanmamış olan işe giriş bildirgesine göre davalı şirket nezdinde 10.04.2012 tarihinde iş başı yaptığı ve olay tarihi itibariyle yaklaşık 2 yıl 3 aylık bir kıdeminin bulunmasına göre belirtilen ücret katının dikkate alınmasının mümkün görülmemesine göre, asgari ücretin 1,07 katı düzeyinde tespit edilen bordrolara yansıyan ücret katı dikkate alınmak suretiyle davacının maddi tazminat alacağının belirlenmesi gerekir.
Öte yandan hükme esas alınan 25.02.2019 tarihli hesap raporunda kabul edilen asgari ücret katının bilinmeyen aktif devre boyunca hesaba uygulanarak hesap yapılması gerekirken; kabul edilen asgari ücret katından az miktardaki ücretin bu dönem ücreti olarak esas alınarak hesap yapılması da hatalı olmuştur.
O halde, mahkemece, 23.07.2019 tarihli hesap raporunda asgari ücretin 1,07 katı düzeyinde hesap yapılmış olan hesap seçeneğine itibar edilerek maddi tazminat alacağının belirlenmesi, ancak (3) nolu bozma sebebi gereğince kesinleştirlecek sürekli iş göremezlik oranının bu rapora uygulanması, ve davacının talep artırım dilekçesindeki istemle bağlı olarak davacının maddi tazminat alacağı hakkında bir karar verilmesinden ibarettir.
5- Bilindiği üzere iş kazasından kaynaklı tazminat alacağına uygulanacak faiz, kaza tarihinden işlemekte olup, bu faizin de 3095 sayılı Kanun gereğince belirlenecek yasal faiz oranı olduğu açıktır. Bu yönle mahkemece verilen kararda talep artırım dilekçesine işaretle mevduat faizini aşmayacak şekilde yasal faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın, karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı ve davalı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin, davacı ve davalı tarafların istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: …Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı ve davalı tarafa iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de …Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesine gönderilmesine, 28.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.