YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/13661
KARAR NO : 2013/11167
KARAR TARİHİ : 17.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet, ceza verilmesine yer olmadığına
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, müşteki …’in evinde kiracı olduğu, kira bedelini ödememesi nedeniyle aralarında tartışma çıktığı, sanığın evi boşalttığı sırada, müştekilerin, sanığın fırınına el koydukları, sanığın buna tepki gösterdiği, bu seferde müştekilerin sanığa sinkaflı hakaret ettikleri, sanığın da, haksız tahrik altında kalarak müşteki …’e ait evin pencere camını kırdığı ve her ikisine birlikte sinkaflı hakaret ettiği, bu şekilde sanığın mala zarar verme ve hakaret suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Mala zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelenmesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanığın ikrarı ve görgü tespit tutanağı kapsamında suçun sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkumiyet kararında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Hakaret suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair karara yönelik temyiz incelenmesinde;
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun … şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa,
şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hakaret suçunun karşılıklı işlendiği gerekçesiyle, 5237 sayılı TCK’nın 129/3 maddesi ve 5271 sayılı CMK’nın 223/4-c maddesine göre, sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi ile yetinilmesi gerektiği gözetilmeden, hakaret suçundan hüküm kurulup sanığın cezalandırılmasına karar verildikten sonra “ceza vermekten vazgeçilmesine” denilerek CMK’nın 223.maddesine muhalefet edilmek suretiyle hükümde karışıklığa yol açılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, “sanığın 5237 sayılı TCK’nın 125/1,43/2 62 ve 52.maddeleri gereğince sonuç olarak 2.500 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve ceza vermekten vazgeçilmesine” ilişkin bütün bölümlerin hüküm fıkrasında çıkartılması, yerine, sadece “5237 sayılı TCK’nın 129/3.maddesi ve 5271 sayılı CMK’nın 223/4-c maddesine göre, sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17/06/2013 tarihinde oybirlğiyle karar verildi.