YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/68033
KARAR NO : 2013/11234
KARAR TARİHİ : 17.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; müşteki …’ın yanında çalışan müşteki …’a suç tarihinde 190 Euro tutarında parayı vererek işyerinin kirasını yatırması için Ünye Vakıfbank Şube Müdürlüğü’ne gönderdiği, müşteki …’un Vakıfbank Ünye Şubesine gelip işlem için sıra beklediği sırada bir şahsın kendisine işaretle sanığın kendisini çağırdığını söylediği, bunun üzerine müşteki …’in sanığın yanına gittiği ve sanığın “sen …’in çırağı mısın” diyerek sorduğu, müştekinin “evet” demesi üzerine “gel biraz dışarıya çıkalım” dediği ve birlikte dışarı çıktıkları, banka dışında sanığın müştekiden çalıştığı işyerinin telefonunu alarak, suçtan zarar gören ile konuşuyormuş gibi yaparak cep telefonu ile konuştuğu, bu görüşme sırasında suçtan zarar göreni kastederek “… abi parayı ben alıyorum” dediği, müştekinin bunları duyması üzerine sanık ile suçtan zarar görenin arkadaş olduklarını ve paranın patronu … tarafından sanığa verilmesinin söylendiğini sandığı, sanığın da müştekide yarattığı bu kanıyı kullanarak müştekiden 190 Euro’yu isteyip “sen parayı bana ver sen git ilerdeki işyerinden … isimli şahıstan çeki al” diyerek müştekiyi kandırarak 190 Euro’yu aldığı, müştekinin sanığın gösterdiği yere gidip … isimli şahsın olmadığını anlaması ve işyerine geri dönüp suçtan zarar görene anlatması üzerine olayın ortaya çıktığı, olay tarih ve saatini kapsar şekilde Vakıfbank Ünye Şubesi şube içi görüntü kayıtlarının alınarak incelenmesinde
sanığın görüntülerinin elde edildiği ve müşteki … tarafından teşhis edildiği anlaşılmakla, dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sakarya’da birden fazla Asliye Ceza Mahkemesi bulunmasına ve sanık hakkında tekerrüre esas alınan hükmün Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilmiş olmasına rağmen, Sakarya Asliye Ceza mahkemesine ait hükmün tekerrüre esas alındığı belirtilmek suretiyle, infazda karışıklığa neden olabilecek şekilde karar verilmesi,
2-TCK’nun 53. maddesinin (1) numaralı fıkrası uygulanırken, sanığın bu hakları kullanmaktan yoksunluğunun; (3) numaralı fıkra gereğince kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmesine kadar, (2) numaralı fıkra gereğince ise diğer haklar ve yetkiler yönünden hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar süreceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde yer alan tekerrür uygulaması ile ilgili bölümde yer alan “Sakarya” cümlesinden sonra gelmek üzere “3.” rakamının eklenerek ve hüküm fıkrasından 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.