Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/7657 E. 2022/316 K. 12.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7657
KARAR NO : 2022/316
KARAR TARİHİ : 12.01.2022

Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
İlk Derece
Mahkemesi : … 4. İş Mahkemesi

Dava, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01.06.1985 olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince; “… Dinlenilen tanık beyanlarından; davacının dava dışı … işyerinde fiilen çalışmada bulunduğu anlaşılmış ve davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesi ile;“ davanın kabulü ile; davacının dava dışı … Sanayi … Sok. No:…. adresinde faaliyet gösteren 46131 sicil numaralı … isimli işveren nezdinde 01.06.1985 Tarihinde hizmet akdine dayalı olarak 1 gün süre ile çalıştığının tespitine ve yine davacının 5510 sayılı yasa’nın 38. (506 sayılı yasanın 108) maddesi gereğince sigorta başlangıç tarihinin 01.06.1985 olduğunun tespitine, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline ” karar verilmiştir.
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece hak düşürücü sürenin dikkate alınmadığını, her ne kadar davacı adına düzenlenmiş işe giriş bildirgesi mevcutsa da işveren tarafından sigorta bildirimi yapılmadığını, davacının fiili çalışma olgusunun ispatı açısından dinlenilen tanık beyanlarının ve toplanan delillerin yetersiz olduğunu beyanla mahkeme kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından;
“…Somut olayda, dosya kapsamı ile tüm tanık beyanları ile özellikle; davacı tanığı … tarafından, kendisinin 23.11.1984 tarihinde işe başladığının ve bu sırada davacının kalfa pozisyonunda çalışıyor olduğunun beyan edilmiş olması, dava dışı işverenin 01.03.1980 Tarihinden sonra itibaren vergi kaydının bulunması ve 01.03.1983 Tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa kapsamında bulunması, davacının 01.06.1980 Tarihinde ilkokuldan mezun olması hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının ağabeyine ait iş yerinde 01.06.1985 tarihinde üretime katılacak şekilde çalıştığının kabulü gerekmektedir.
Ne var ki; 25.04.1969 doğum tarihli davacının 506 sayılı Yasa’nın Geçici 54. maddesi delaleti ile 60/G maddesi gereğince 18 yaşını doldurduğu 25.04.1987 tarihinden evvel sigortalı sayılması imkanı yasal olarak bulunmamaktadır. Bu itibarla; kararın bu yönlerden düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılarak, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 25.04.1987 olduğunun kabulü ile yeniden hüküm kurmak gerekmiştir…” gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak,
“…Davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; … 4. İş Mahkemesi’nin 2020/77 E, 2021/98 K sayılı kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına, davanın kabulü ile;
Davacının dava dışı … Sanayi … Sok. No: … … adresinde faaliyet gösteren (46131) sicil numaralı … isimli işveren nezdinde 01.06.1985 Tarihinde (1) gün asgari ücretle çalıştığının tespitine, 506 sayılı Yasa’nın 60/G maddesi gereğince davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği 01.06.1987 olduğunun ve bu tarihten önceki süreler için ödenen sigortalılık primlerinin prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilmesi gerektiğinin tespitine…” şeklinde hüküm kurulmuştur.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının, davalıya ait işyerinde sigortalı çalışmasına rastlanmadığını, çalışma olgusunu yazılı delille ispatlaması gerektiğini temyiz sebepleri olarak ileri sürmüştür.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELEMESİ:
Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298/2. maddesinde de “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde özellikle düzenlenmiştir.
Gerekçe – hüküm çelişkisi, 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup, salt bu aykırılık bozma sebebidir.
Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının gerekçesinde, 01.06.1985 tarihindeki bir günlük çalışma süresi nedeniyle 25.04.1969 tarihinde doğan davacının 506 sayılı Yasa’nın Geçici 54. maddesi delaleti ile 60/G maddesi gereğince 18 yaşını doldurduğu 25.04.1987 tarihinden evvel sigortalı sayılması imkanı yasal olarak bulunmamaktadır denilmesine rağmen, hüküm fıkrasında davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği tarihin 01.06.1987 olduğu belirtilmek suretiyle sigortalılık başlangıç tarihinin 01.06.1987 olduğu yönünde hüküm kurulmuş, böylelikle gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulmuştur. Mahkemece yapılacak iş, gerekçeyle hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulmaksızın infaza elverişli bir şekilde hüküm kurmaktan ibarettir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.01.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.