YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15670
KARAR NO : 2013/16407
KARAR TARİHİ : 01.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … hakkında ki temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir.Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir.Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’ün doktor olarak Özel … Hastanesinde çalışmadıkları ve SGK ile Özel … Hastanesi arasında 21.01.2009 tarihinde imzalanmış bulunan Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Kurumundan Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesi gereği hastane tarafından SGK Kurumuna bildirilen listede isimleri olmadığı,bu nedenle kurum tarafından Medula Sistemi ismi verilmiş bulunan elektronik sistemde kayıtları olmadığı halde bazı hastaların ameliyatlarını ve tedavilerini gerçekleştirdikleri,buna rağmen Özel … Hastanesinde çalışan ve hastane tarafından SGK’ya isimleri belirtilen ve bu nedenle kuruma ait Medula isimli elektronik sistemde kayıtları olan …, …, …, …, …, … ve … isimli doktorlar tarafından işlemlerin gerçekleştirildiği yönünde belgelerin tanzim edilip giderlerin anlaşmaya aykırı olarak SGK’ya fatura edildiği, böylece;sanıklar ile hastane mesul müdürü olan …’ın kamu kurumu niteliğindeki SGK aleyhine dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri iddia edilerek cezalandırılmaları talebi ile kamu davası açılmış ise de;hastaların Özel … Hastanesinde tedavi ve ameliyat olmadıkları yönünde hasta beyanları yahut da iddianın bulunmadığı, bu kişilerin SGK güvencesi altında olmadıkları yönünde de başka bir anlatımla SGK güvencesi altında bulunmayan kişilerin SGK güvencesine sahipmiş gibi tedavi ve ameliyat giderlerinin kuruma fatura edildiğine dair bir iddianın olmadığı, bu durum karşısında tedavi ve ameliyatların Özel … Hastanesinde yapılmış olmasının gerçek bir vaka olduğu, bu nedenle kuruma gönderilen faturaların gerçek tedavi ve ameliyat tutarları olduğu, SGK güvencesindeki kişilerin tedavi ve ameliyatları ile ilgili giderlerin kurum tarafından karşılanmasının kanuni zorunluluk gereği olduğu, bu tedavi ve ameliyatların 21.01.2009 tarihinde imzalanmış bulunan Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Kurumundan Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesine aykırı olarak Medula Sistemine kayıtlı olmayan doktorlar tarafından gerçekleştirilmiş olması durumunda giderlerin ödenmeyeceği yönündeki sözleşme hükmünün hukuki bir mesele (hukuki bir ihtilaf) olduğu,sanıkların aşamalardaki savunmalarında belirtilen hastalar ile ilgili tedavi ve ameliyatların gerçekte Medula sistemine kayıtlı olan doktorlar …, …, …, …, …, … ve … tarafından gerçekleştirildiği, Medula Sistemine kayıtlı olmayan diğer doktorlar …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’ün ise bu tedavi ve ameliyatlara daha önceki hasta hekimleri olmaları, yahut da aralarında bulunan akademik ilişki ve mesleki işbirliği nedeni ile tedavi ve ameliyatlar sırasında Medula Sistemine kayıtlı hekimlerin yanında yer aldıkları yönündeki savunmalarının aksinin dosya kapsamı karşısında ispat edilememiş bulunması, savunmaların aksine mahkumiyete yeter delil elde edilememiş bulunması karşısında;sanıkların Sosyal Güvenlik Kurumu aleyhine olarak dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından dolayı cezalandırılmaları talebi ile açılan kamu davasında yüklenen suçların unsurlarının oluşmadığı, işlendiklerinin sabit olmadığı gerekçesi ile sanıkların beraatlerine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkındaki temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın hüküm tarihinden önce 18.11.2012 tarihinde vefat ettiğinin UYAP üzerinden MERNİS’ten temin edilen 31.10.2013 tarihli nüfus kaydından anlaşılması karşısında; hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1.maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilip verilmeyeceğinin mahkemesince değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.