YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/5881
KARAR NO : 2012/5567
KARAR TARİHİ : 16.05.2012
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarından (iki kez) sanık …’in; aynı suçtan (birer kez) sanıklar … ve …’nin; çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve müstehcenlik suçlarından sanıklar … ile …’nun yapılan yargılamaları sonunda; beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık …’nın iki kez sanıklar…,…, ve…’ün birer kez mahkûmiyetlerine, sanıklar … ile… hakkında müstehcenlik suçundan kurulan hükümlerin açıklanmalarının geri bırakılmasına dair Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 13.10.2011 gün ve 2008/154 Esas, 2011/193 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanıklar müdafileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Hükmedilen ceza miktarları nazara alınarak sanık … müdafiin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 318. maddesi gereğince reddiyle, mahkemece sanıklar …. ile… haklarında müstehcenlik suçlarından dolayı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesi gereğince verilen hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların da aynı Kanunun 231/12. maddesi uyarınca itirazı kabil kararlardan olup temyiz yeteneğinin bulunmadığı anlaşıldığından, sanıklar …… ve… müdafilerinin bu suçtan verilen hükümlere yönelik temyiz istemlerinin aynı Kanunun 264. maddesi hükmüne göre, itiraz niteliğinde kabul edilip gerekli karar merciince mahallinde verilmek üzere, temyiz incelemesinin sanıklar ….. ile ……..haklarında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık … hakkında 18.02.2008 tarihinde evde mağdure …’a karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan zamanaşımı süresi içerisinde dava açılması mümkün görülmüştür.
Sanıklar…. ile …..ın 08.02.2008 tarihinde botanik parkında mağdure …’a karşı fikir ve eylem birliği içinde aynı mekanda birbirini takiben çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu gerçekleştirdikleri dosya kapsamından anlaşılmakla, adları geçen sanıklar haklarında TCK.nın 103/3. maddesinin uygulanmaması ve aynı şekilde bu sanıkların bizzat işledikleri eylemlerden ayrı olarak diğerlerinin eylemlerine de 5237 sayılı TCK.nın 37. maddesi anlamında katılmış olmalarından dolayı 5237 sayılı TCK.nın 103/2 ve 103/3. maddelerine göre belirlenecek cezalarının zincirleme suç hükmü nedeniyle aynı Kanunun 43. maddesi uyarınca da artırılması gerektiğinin gözetilmemesi karşı temyiz olmadığı için bozma nedeni yapılmamıştır.
06.02.2008 tarihinde sanıklar …. ve…’ün botanik parkında mağdure …’la ayrı ayrı rızaen anal yoldan ilişkiye girmesiyle başlayıp 08.02.2008 tarihinde sanıklar …, …. aynı yerde anal yoldan ilişkiye girip ……’ın vâki eyleminin teşebbüs safhasında kalmasıyla devam eden ve 18.02.2008 tarihinde sanık …’nın bir evde anal yoldan cinsel ilişkiye girmesiyle sonuçlanan süreçle ilgili olarak gönderilen dosyayı inceleyen ve mağdurenin muayenesini yapan İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen 18.09.2009 tarihli, 3782 sayılı raporda mağdurenin kolluk anlatımındaki tüm olaylara ilişkin bölümleri rapor içeriğinde belirtilip belli bir suç tarihiyle bağlı kalmaksızın tüm sanıkların durumundan söz edilerek değerlendirme konusu yapıldığı, sonuç bölümünde 13.02.2008 tarihinden bahsedilmesi, kollukta mağdurenin ifadesinden alıntı olabileceği ve ayrıca aynı konuda 6. İhtisas Kurulundan alınan 05.01.2011 tarihli ikinci rapor içeriğinden ve sonuç bölümünden yine dava dosyası incelenerek tüm olaylara ilişkin değerlendirme yapılmak suretiyle mağdurenin, bütün sanıkları ve eylemleri kapsar şekilde ruh sağlığının bozulduğu sonucuna varıldığı anlaşılmış bulunduğundan; her ne kadar sanık …’la ilgili kurulan hükümde 103/2. maddesinden tayin edilen 8 yıl hapis cezasından aynı Kanunun 31/3, 62/1. maddeleri gereğince yapılan indirimler neticesinde 8 yıl 4 ay hapis cezası tayin edilmiş ise de, gerekçeli kararın 20. sayfasında sanık …’ın sabit olan suçundan TCK.nın 103/2 ve 103/6. maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiğinin belirtilmiş bulunması, hüküm bölümünde adı geçen sanığa TCK.nın 103/2. maddesi gereğince 8 yıl temel ceza verildikten sonra 31/3. maddesi gereğince cezanın 10 yıl olarak tayin edilmiş bulunması karşısında, aradaki 103/6. maddesiyle 15 yıla çıkarılan uygulamanın karar yerinde gösterilmemesi, yaş indiriminin de bu miktar üzerinden doğru şekilde yapılmış bulunması gözetilerek, mahallinde tamamlanması mümkün yazım eksikliği olarak görüldüğünden tebliğnamedeki bozma isteyen düşüncelere iştirak edilmemiştir.
Sanıklar…… haklarında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde;
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan mahkûmiyet hükümlerinin ONANMASINA,
Sanık … hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerinin temyiz incelemesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanık …’nın 06.02.2008 tarihinde buluştuğu mağdure …’la gittikleri botanik parkta rızaen anal yolla ilişkiye girmesinin ardından araya uzun bir süre girmeksizin ve bir suç işleme kararının icrası kapsamında, 18.02.2008 günü buluşarak eve götürdüğü mağdureyle tekrar anal yolla cinsel ilişkiye girdiği dosya kapsamından anlaşıldığından, bütün halinde bu eylemlerin zincirleme suç kabul edilerek hakkında TCK.nın 103/2. maddesi gereğince belirlenen temel ceza üzerinden TCK.nın 43/1. maddesinin uygulanması gerekirken, yazılı şekilde vâki eylemlerin iki ayrı suç kabulüyle hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı, sanık … müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.