Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/19213 E. 2013/3678 K. 28.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19213
KARAR NO : 2013/3678
KARAR TARİHİ : 28.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, K. köyüne giderek önce mağdur … ile diyaloga girdiği ve satılık arazi olup olmadığını sorduğu, şikayetçi …’ın satılık arazisi olduğunu öğrenince, onun yanına mağdurla birlikte gittiklerinde, kendini İlahiyat Fakültesi emekli dekanı olarak tanıtıp, bağlantılı yalanlarla güven ortamı oluşturduğu, arazi parasının yine ilahiyatçı olan eşi adına bankada olduğunu, eşinin hastanede yattığını, çıkış işlemlerini yapacağını, işlemler sonrası arazi parasını bankadan çekip verebileceğini belirtip birlikte hastaneye gittikleri, mağdurun hastane girişindeki pastanede otururken sanıkla müştekinin hastane binası içine girdikleri, orada eşinin çıkış işlemlerini
yaptırıyormuş gibi davranıp taburcu olabilmesi için paraya ihtiyaç duyulduğunu, üzerinde para olmadığını önce müştekiye söyleyip ondan 30 TL. aldıktan sonra, pastanede onları beklemekte olan mağdurun yanına gidip benzer söylemlerle ondan da 150 TL para alıp uzaklaşması şeklinde gerçekleşen eylemleri ile müşteki ve mağdura karşı ayrı ayrı “dolandırıcılık” suçunu işlediğini takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin mahkumiyetlere yeterli delil olmadığına, TCK’nun 62. maddesinin uygulanmamasının yanlış olduğuna ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle mahkumiyet hükümlerinin ONANMASINA, 28/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.