Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2021/4495 E. 2021/10215 K. 18.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4495
KARAR NO : 2021/10215
KARAR TARİHİ : 18.10.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; … İli … İlçesi … Mahallesindeki taşınmazın finansal kiralama sözleşmesi kullanmakta olduğu taşınmazın elektrik ihtiyacının karşılanabilmesi için genel olarak 07/03/2008 tarihinde A Tipi Enerji Müsaade Belgesi verildiğini, buna istinaden yer tespitinin yapıldığını ve 04/03/2010 tarihinde kira şerhinin tapuya işlenerek devir işleminin gerçekleştiğini, davalı ile yapılan görüşme sonucunda mevcut A tipi elektrik müsaadesinin 14/06/2010 tarihinde C 2 Tipi enerji Müsaadesine dönüştürüldüğünü, sistemin kurulması için 128.770,28 TL bedelle yüklenici Bar Tek Elektrik Ltd. Şti.ye verildiğini, işin tamamlandığı ve söz konusu imalat bedelinin yüklenici firmaya defaten ödendiğini, davalının bilgi ve onayı ile yapılan bu işlemin iletim ve dağıtım tarifesi bedelinden düşülmek suretiyle mahsup edilmeyen trafo bedelinin tahsili için ödenen ve gerçekleşen yatırım harcamasına ait 128.770,28 TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticarî faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile 128.770 TL’nin 5.450 TL’nin 17/5/2010, 103.550 TL’nin 08/06/2010, 19.770 TL’nin 31/08/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline, dair verilen karar davalı tarafın temyizi üzerine, Dairece verilen 01/06/2015 tarihli ve 2014/12032 E. – 2015/5355 K. Sayılı kararla; Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 38. maddesinin altıncı fıkrasına göre sisteme bağlantı yapılması hâlinde sistem kullanımı açısından kapasitenin yetersiz olması halinde bu yatırımın … veya dağıtıcı tüzel kişi adına yapılabileceği ve daha sonrasında yatırıma ait toplam harcama tutarının, sisteme bağlantı yapan gerçek veya tüzel kişi ile … ve/veya dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler arasında yapılacak bağlantı ve sistem kullanım anlaşması çerçevesinde gerçek veya tüzel kişinin iletim ve/veya dağıtım tarifesi bedelinden düşüleceği hükmünü içerdiği gerekçesi ile talep edilebileceği, mahsubun Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği hükümlerine göre yapılması gerektiği, davacının davalı şirkete başvurduğu tarihten itibaren faiz hesabı yapılarak bulunacak tesisat bedelinin (yönetmelik gereği) davacının dağıtım tarifesi bedelinden düşülmesine karar verilmesi gerekirken, defaten ödenmesine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; davanın kabulü ile 128.770,28 TL’nin 29/07/2010 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacının dağıtım tarife bedelinden düşülmesine dair verilen karar, davalı tarafın temyizi üzerine, Dairece verilen 28/11/2019 tarihli ve 2019/1343 E. 2019/9506 K. Sayılı kararla; gerekçede geçici kabulün yapıldığı tarih 29/07/2010 ayını takip eden aydan itibaren işleyecek faizi ile birlikte davacının dağıtım tarife bedelinden düşülmesine karar verildiği, hükümde 29/07/2010 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacının dağıtım tarife bedelinden düşülmesine karar verildiği gerekçe ile hüküm fıkrasının çelişkili olamayacağı gerekçesi ile bozulmuştur.
Bozmaya uyan mahkemece; davanın kabulü ile 128.770,28 TL asıl alacak, 19.597,73 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 148.368,01 TL’nin 12/10/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacının dağıtım tarife bedelinden düşülmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflardan yalnız birinin temyizi halinde hüküm, temyiz edenin aleyhine bozulamayacağı gibi Yargıtayın temyiz eden tarafın lehine verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme de temyiz eden tarafın bozulan karara oranla daha aleyhine bir hüküm veremez. Bu yasağa “aleyhe hüküm verme yasağı” denir. (KURU, Baki; İstinaf sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Ağustos 2016, s. 739-740) Aksi halde usul hükümleri ile hedef tutulan istikrar zedelenir ve mahkeme kararlarına karşı güven sarsılır.
Somut olayda; mahkemece 128.770,28 TL’nin 29/07/2010 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile tahsiline dair verilen hüküm sadece davalı vekilince temyiz edilmiş ve hüküm davalı lehine bozulmuş, bozma sonrası ise mahkemece128.770,28 TL asıl alacak, 19.597,73 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 148.368,01 TL’nin 12/10/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere mahkemece bozma kararı sonrası yapılan yargılama neticesinde davalının önceki hükme oranla daha aleyhine olacak şekilde hüküm kurulması, doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’nın 428. Maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. Maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18/10/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi