YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/20
KARAR NO : 2021/11782
KARAR TARİHİ : 22.11.2021
MAHKEMESİ : BURSA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasının reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz isteminin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; altı adet taşınmazdaki pay ve hisselerinin davalıya verilen Bursa 18. Noterliğinin 13/04/2015 tarih 12688 yevmiye numaralı satış yetkisi içeren vekaletnamesi ile 3. şahıslara satıldığını ve gerçek değerlerinin tapuda gösterilmediğini, satıştan sonra hesap vermesi ve satış bedellerini iade etmesi istenilmesine rağmen davalının hesap vermediği gibi ödeme de yapmadığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 10.000 TL’nın satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı; davacının babaannesi adına kayıtlı 3251 parseldeki taşınmazı harici anlaşma ile 135.000 TL bedel ödenerek davacıdan satın aldığını ancak tapu işlemleri gerçekleşmeden babaannesinin ölmesi sebebi ile satım işlemlerinin gerçekleşmediğini, taşınmaz devri gerçekleşmeden 135.000 TL bedel ödenmesi sebebi ile davacıdan teminat olarak aynı tutarda bononun alındığını, davacının babaannesinin ölmesi üzerine hisseli hale gelen taşınmazı diğer diğer mirasçıların yanaşmaması nedeniyle davacının kendisine düşen taşınmazlardaki hisseleri satmayı teklif ettiğini ve satış yetkisi içeren vekaletname çıkartıldığını ancak söz konusu vekaletnamenin devri vaad edilen taşınmazlara ilişkin yetki içermememesi sebebi ile davacıya oluşan güven kaybı nedeni ile bononun icraya konduğu ve icradan sonra davacının 13/04/2015 tarihli vekaletnameyi verdiğini ve icra dosyasındaki borç üzerinden mutabakat sağlandığını, devirlerin davacı borcuna mahsuben yapıldığını bu hususta 03/12/2015 tarihli belgeyi düzenleyerek imza altına aldıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince; vekalet akdinin davalının alacağına mahsuben düzenlendiği, devrin de bu amaçla yapıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, satış yetkisi içeren vekaletname yoluyla satılan taşınmazların rayiç bedellerinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacı, verilen vekaletname ile satılan taşınmazların rayiç bedellerinin tahsilini talep etmiş, davalı ise söz konusu taşınmazların alınan bononun takibe konulması sebebi ile takas mahsubun gerçekleştirilmesi yani borç ödemesi sebebi ile verildiğini iddia etmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından da davalının savunmasına itibar edilerek arada vekalet ilişkisi değil, alacak borç ilişkisinin tasfiyesi bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, bölge adliye mahkemesince de davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Yargılama esnasında ve istinaf ve temyiz dilekçelerinde davacı; davalının takas mahsup ilişkisine esas olarak takip başlattığı senedin tahrifata uğradığını, bu hususun mahkeme kararı ile sabit olduğunu iddia etmiştir. Senetteki tahrifata ilişkin yargılamayı yapan Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasının UYAP’ tan yapılan inceleme neticesinde; 17/03/2021 tarihli ve 2017/171 E. – 2021/128 K. sayılı kararı ile davalı hakkında dava konusu bonoyu tahrip edip icra takibine koyduğu ve hacizler gerçekleştirdiğinin anlaşılması ile üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği sabit görülmüş ve eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesi gereğince nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına karar verilerek hüküm tesis edilmiştir. Ancak söz konusu mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir.
6098 sayılı TBK’nun 74. maddesi uyarınca hukuk mahkemesi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de, ceza mahkemesince verilecek mahkumiyet kararı ve ceza mahkemesinde kabul edilen maddi vakıalar hukuk mahkemesini bağlar. Bu nedenle açılmış bir ceza davası var ise ceza davasının sonucunun HMK’ nın 165. maddesi de gözetilerek bekletici mesele yapılması gerekir.
Hal böyle olunca ilk derece mahkemesince; dava konusu olaya ilişkin davalı hakkında verilen ceza mahkemesi davasının kesinleşmesinin beklenerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir.
İlk derece mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.
2- Bozma nedenine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılmasına, aynı Kanun’un 371. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, ikinci bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 22/11/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.