Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/3777 E. 2021/8045 K. 20.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3777
KARAR NO : 2021/8045
KARAR TARİHİ : 20.12.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL – TAZMİNAT

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil – tazminat davası sonunda, Yerel Mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’nın raporu okundu, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde, tazminat isteğine ilişkindir.
Davacı, dava konusu … ada … parsel sayılı taşınmazın 13.01.1988 tarihli satış senedi ile davalı tarafından kendisine satılıp bedelinin peşin alındığını, taşınmazı aldığından beri kendisinin kullandığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tescilini, olmadığı takdirde şimdilik 15.000 TL tazminatın faiziyle ödenmesini talep etmiştir.
Davalı, davacının dayandığı fotokopi belgeyi kabul etmediğini ayrıca hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi gereğince hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Yargıtay 16. Hukuk Dairesince “…çekişmeli … ada … parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağı 26.10.1990 tarihinde kesinleştiğine ve davanın 01.11.2010 tarihinde açılmış olmasına göre davacının tapu iptali ve tescil talebi hakkında hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle ret kararı vermesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki; dava terditli olarak açılmış olup, davacının tapu iptali ve tescil talebi reddedildiğine göre tazminat isteminin değerlendirilmesi gerekir. Mahkeme gerekçesinde, davacının tazminat istemine ilişkin değerlendirme yapılmadan hüküm kurulması isabetsiz olup…” gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda senedin düzenleme tarihinden itibaren 10 senelik zaman aşımı süresi dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu … ada … parsel sayılı 10.150 m2 miktarlı tarla vasıflı taşınmazın, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit ve 26.10.1990 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edildiği, tarafların kardeş oldukları ve 13/01/1988 tarihli el yazılı belge ile dava konusu taşınmazın davalı tarafından davacıya 10.000.000 (on milyon) ETL. bedel karşılığı satıldığı konusunda anlaştıkları, dosya arasına alınan … Asliye Hukuk Mahkemesine ait 1994/254 Esas – 1995/21 Karar sayılı dosyada, … ada … parsel sayılı taşınmazın 13/01/1991 tarihli el yazılı belge ile davacıya satıldığı, Mahkemece vazgeçme nedeniyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davanın, tapu iptali ve tescil isteği yönünden hük düşürücü süreden reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, davacının bu yöne ilişkin temyiz isteklerinin reddine,
Davacının tazminat (taşınmaz bedeli) isteğine gelince; her ne kadar Mahkemece tazminat isteğine ilişkin senet tarihinin 13/01/1988, dava tarihinin 01/11/2010 olduğu bu haliyle tazminat isteğinin de 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olması gerekçesiyle, reddine karar verilmiş ise de, zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin hakkın doğumundan itibaren işlemeye başlayacağı tartışmasızdır.
Somut olayda; yukarıda açıklanan ilkeler ve özetlenen dosya kapsamından eldeki davada, davacının terditli olarak iptal-tescil, mümkün olmazsa tazminat isteminde bulunduğu, iptal-tescil isteminin yukarıda yer verilen gerekçe ile reddedildiği gözetildiğinde, ikinci istek konumundaki tazminat talep etme hakkının, ilk istek iptal-tescilin reddedilmesiyle doğduğu, bu kapsamda tazminat yönünden zamanaşımı süresinin de hakkın doğumu olan anılan ret kararı ile başlayacağı kabul edilmelidir.
Hal böyle olunca, tazminat istemine ilişkin davanın süresinde açıldığı kabul edilerek, işin esasına girilip tarafların dayanmış olduğu tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hatalı şekilde karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Davacının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasa’nın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.12.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.