Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/7332 E. 2013/8241 K. 03.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7332
KARAR NO : 2013/8241
KARAR TARİHİ : 03.05.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın aldığı ayakkabı karşılığında tanık …’e … Petrol Ürünleri Ticaret ve Taşımacılığı A.Ş.’ne ait 6.500 TL meblağlı sahte çeki vermek suretiyle resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediği belirtilerek açılan davada;
1- Sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Müşteki …’in sanığın çeki keşide tarihinden önceki bir tarihte vermiş olduğunu beyan etmesi karşısında hangi tarihte verildiğinin açıklığa kavuşturulması suç

tarihinin tam olarak tespit edilerek 01/06/2005 tarihinden önce işlenmiş olması halinde; 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli hakkında Kanun’un 9. maddesi üçüncü fıkrasında yer alan “lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir” şeklindeki düzenlemeye ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun tespit edilerek uygulama yapılması ve her iki kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olacak kararda gösterilmesi gerektiği hususunun göz ardı edilerek, gerekçe gösterilmeden resmi belgede sahtecilik suçu ile ilgili 765 TCK’nun 342/1 maddesi uygulanması,
2-Müşteki …’in sanığın suça konu çeki birikmiş borçlarına karşılık verdiğini beyan etmiş olması karşısında sanığın önceden doğmuş bir borç karşılığında verdiği çek nedeniyle dolandırıcılık suçu unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayığı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.