Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/24481 E. 2013/8468 K. 07.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24481
KARAR NO : 2013/8468
KARAR TARİHİ : 07.05.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Şikayetçi …’e ait çekin boş olarak 25.08.2005 tarihinde çalındığı, çalıntı çeki ele geçiren sanığın, 25.01.2006 keşide tarihli ve 19.750,00.TL bedelli olarak hamiline olacak şekilde keşide edilmişcesine tanzim edip kendisinin imzalayarak 14.12.2005 tarihinde Anadolu Finans Siteler Şubesine tahsil için ibraz ettiği, ancak bankada çekte çalıntı kaydı bulunduğu için çek bedelinin sanığa ödenmediği iddia olunan olayda; sanığın suça konu çeki sattığı mal karşılığında, hakında daha önce beraat kararı verilen Halil Uluçam ve Mehmet Uluçam’dan aldığını, bankaya çekin geçerli ve karşılığının bulunup bulanmadığını öğrenmek için bankaya gittiğini savunması, Halil Uluçam ve Mehmet Uluçam’ın aldıkları mal karşılığında çek vermediklerini, senet verdiklerini bu senedinde

icra yolu ile takibinin yapıldığını belirtmeleri, çekteki yazı ve imzaların sanığa ait olup olmadığı hususunda Grafoloji ve Sahtecilik uzmanı olan üç ayrı bilirkişi raporundan, keşideci imzasının sanık elinden çıktığı şeklinde düzenlenmiş 11.06.2007 tarihli bilirkişi raporu, çekteki keşideci imzasının … elinden çıkmadığı şeklinde düzenlenmiş 31.12.2007 tarihli Muhittin Kaya imzalı bilirkişi raporu, yine Alper Baykal imzalı 21.05.2008 tarihli çekteki keşideci imzasının … elinden çıkmış olması kuvvetle mümkün ve muhtemel olduğu, yazıların … elinden çıktığı şeklindeki bilirkişi raporu dikkate alındığında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenebilmesi bakımından; bilirkişi raporlarındaki çelişkinin giderilebilmesi için Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınıp çekteki yazı ve imzaların kimin eli ürünü olduğunun belirlenmesi, belirlenenemesi durumunda ise sanığın savunması ve Halil Uluçam ve Mehmet Uluçam’ın beyanları üzerinde durularak sanığın, katılanla aralarındaki ticari ilişki nedeniyle alacağının varlığı ve suça konu çek bedel kadar olup olmadığına ilişkin olarak her iki tarafın suç tarihindeki defter ve belgeleri incelenip tüm deliller birlikte irdelenerek, ayrıca alacak karşılığında senet verilip verilmediği ve icra takibi yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise icra dosyasıda getirtilip incelenerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerekeceği gözetilmeden yetersiz gerekçeyle ve eksik soruşturmaya dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.