YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/11267
KARAR NO : 2021/13925
KARAR TARİHİ : 30.12.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davalı …’ün 2547 sayılı Yasanın 35. maddesine göre Öğrenci Yetiştirme Programı kapsamında kadrosunun geçici olarak … Üniversitesine tahsis edildiğini, ancak davalının 15.02.2013 tarihinde istifa dilekçesi verdiğini, davalının taahhütname senedine göre %50 fazlası ve yasal faizi ile ödeme yükümlülüğü bulunduğunu ileri sürerek, 220.971,33 TL’nin listede belirtilen ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiş,15.03.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile 331.274,26 TL ‘ye yükseltmiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davalı …’e yönelik davanın kabulü ve davalılar … ile …’a yönelik davanın kısmen kabulü ile 157.862,07 TL’sine 15.02.2013 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle ve davalılardan … ile …’in sorumluluklarının kefalet miktarı olan 70.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere, 220.971,33 TL’nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,davalılar … ve …’e yönelik fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir. Dava, 2547 Sayılı Yasanın 35. maddesi uyarınca imzalanan yüklenme senedinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, verilen ilk kararda davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile davacı idarenin asıl borçludan dava tarihi itibariyle 17.908,55 TL asıl alacak ile 4.512,06 TL işlemiş faizin asıl alacağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı asil borçludan tahsiline, kefiller yönünden ise 17.908,55 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline dair kararın taraflarca temyizi ile hükmün Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 28/11/2018 tarih 2017/4961 – 2018/11495 sayılı ilamı ile “ Yargıtay 18.Hukuk Dairesi’nin 08.10.2015 tarih 2015/12064 Esas,2015/13965 Karar sayılı ilamı ile “… Dosyadaki bilgi ve belgeler ile özellikle davalı tarafından verilen taahhütnamenin 2. maddesine göre; davacının lisansüstü eğitim ve öğretim yönetmeliği çerçevesinde öğrenimini tamamlayıp …, … Üniversitesi ve YÖK
tarafından uygun görülen sürede … Üniversitesi’ne döneceğini ve …’de eğitimde bulunduğu
sürede (tatiller dahil) mecburi hizmet yapacağını, 5. maddesinde ise mecburi hizmet yapacağı … Üniversitesine dönmediği takdirde …’de kadroya atandığı veya eğitime başladığı tarihten, fiilen ilişiğinin kesildiği tarihe kadar geçen sürede kamu personeli olarak tarafına yapılan tüm ödemeleri yüzde elli fazlası ile nakten ve defaten veya verilen süre içinde eşit taksitlerle, yasal faizi ile birlikte ödeyeceğini taahhüt ettiği, ödemelerin içinde maaşlar ve yollukların da bulunduğundan, davalının sözü edilen bu yüklenme senedini hata, hile veya zorla kendisine imza ettirildiğini ileri sürmediğini,
davalının serbest iradesi ile davacı üniversiteye böyle bir taahhütname (yüklenme senedi) vermesini engelleyen bir düzenleme olmadığı gibi, yüksek lisans eğitimi yapması için kendi iradesi dışında da gönderilmediği; bu taahhütnamenin davalıyı bağlayacağı, ortada davalı tarafından verilen bu taahhüdü geçersiz kılan bir durum da söz konusu olmadığı anlaşıldığından; mahkemece, taahhütname kapsamı doğrultusunda işlem yapılması ve istenen tazminatın bu doğrultuda hesaplanıp hüküm altına alınması gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir….” gerekçesiyle bozulduğu uyulan bozma ilamının aksine dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunda; “… davalı doktora öğrencisinin taahhüt ettiği zorunlu hizmeti ifa edemeyecek olması hali için ifa edememe sebebine göre değişen akdi sorumluluğun düzenlendiğini, zorunlu hizmete başlamamış olmasının bu sebeplerden hangisine dayandığı önemli olmaksızın, davacının davalı ile kefillerinden talep edeceği alacağının, davalıya öğrenim masraflarının harcama tarihinden itibaren işlemiş yasal faizden ibaret olacağı, ödemiş olduğu aylıkları talep edemeyeceği gibi masraf için öngörülen cezai şart niteliğindeki %50 fazlasını da talep edemeyeceğine…’’ ilişkin kanaat bildirilmiştir. İlgili rapor hükme esas alındığına göre mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiştir…’’ gerekçesiyle bozulmuştur.
Davalı … tarafından imzalanan noterde tanzim edilen 06.09.2002 tarihli yüklenme senedinin 2. maddesinde …’de eğitim bulunduğu süre kadar mecburi hizmet taahhüdünde bulunduğu, 5. maddesinde ‘‘Mecburi hizmet yapacağım … Üniversitesi’ne dönmediğim takdirde …’de kadroya atandığım veya eğitime başladığım tarihten, fiilen ilişiğimin kesildiği tarihe kadar geçen sürede kamu, personeli olarak tarafıma yapılan tüm ödemeleri yüzde elli fazlası ile nakden ve defaten veya verilen süre içinde eşit taksitlerle, yasal faizi ile birlikte …’’ ödeneceğinin taahhüt edildiği görülmektedir.
Türk hukukunda mecburi hizmet yükümlülüklerinin bir kısmı Anayasa da bir kısmı ise kanunlarda düzenlenmiştir. Eğitilme ve yetiştirilme karşılığı olarak öngörülen mecburi hizmet yükümlülüğü 2547 sayılı Yasanın 33.,35. ve 39. maddelerinde düzenlenmiştir. 2547 sayılı Yasanın 35. maddesinde araştırma görevlilerinin yurtiçinde bir diğer üniversitede görevlendirilmeleri, öğretim elemanlarının yurtiçinde ve yurt dışında görevlendirilmeleri ise 39. maddede düzenlenmiştir.
2547 sayılı Yasanın 35.maddesinde “Yükseköğretim kurumları; kendilerinin ve yeni kurulmuş ve kurulacak diğer yükseköğretim kurumlarının ihtiyacı için yurt içinde ve dışında, kalkınma planı ilke ve hedeflerine ve Yükseköğretim Kurulunun belirteceği ihtiyaca ve esaslara göre öğretim elemanı yetiştirirler. Öğretim elemanı yetiştirilmesi amacıyla üniversitelerin araştırma görevlisi kadroları, araştırma veya doktora çalışmaları yaptırmak üzere başka bir üniversiteye, Yükseköğretim Kurulunca geçici olarak tahsis edilebilir. Bu şekilde doktora veya tıpta uzmanlık veya sanatta yeterlik payesi alanlar, bu eğitimin sonunda kadrolarıyla birlikte kendi üniversitelerine dönerler. Yurt içi veya yurt dışında yetiştirilen öğretim elemanları, genel hükümlere göre bağlı oldukları yükseköğretim kurumlarında mecburi hizmetlerini yerine getirmek zorundadırlar. Bu mecburi hizmet, eş durumu ve sağlık mazeretleri hariç olmak üzere başka yükseköğretim kurumlarında ve kamu kurum ve kuruluşlarında yerine getirilemez.Bu yükümlülüğü yerine getirmeyenlere, yükseköğretim kurumlarında görev verilmez. Özel kanunlarla getirilen mecburi hizmet çalışmaları bu hüküm dışındadır.” şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Yine bu kanun maddesine dayanılarak çıkarılan Bir Üniversite Adına Bir Diğer Üniversitede Lisansüstü Eğitim
Gören Araştırma Görevlileri Hakkında Yönetmeliğin 4/4 maddesinde ”Görevlendirme veya atama işlemlerinden önce adaylardan, kendilerine kadrosu tahsis edilen üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünde 2547 sayılı Kanununun 35. maddesi şartları içinde lisansüstü eğitim -öğretim süresi(tatiller dahil) kadar mecburi hizmeti yerine getirmek zorunda bulunduklarına dair bir taahhüt ve kefalet senedi alınır. Bu senette ilgili araştırma görevlisinin lisansüstü eğitim -öğretimlerini tamamlamasından sonra ne kadar süre sonra kadroyu tahsis den üniversiteye veya yüksek teknoloji enstitüsüne döneceğinin belirten bir hüküm de yer alır.” hükmü düzenlenmiştir.
Kanununun 35. maddesinde mecburi hizmet yükümlülüğünün ihlali halinde öngörülen tek yaptırım araştırma görevlisine başka bir yüksek öğretim kurumunda görev verilmemesidir.
Kanunda yer almamasına rağmen yönetmelikle araştırma görevlilerinden yüklenme senetleri alınacağı düzenlenmiştir. Kişi kendi iradesi ile kamuda çalışma özgürlüğünü kullanmış olup öngörülen tek yaptırımın araştırma görevlisine başka bir yükseköğretim kurumunda görev verilmemesi olduğu dikkate alındığında kanunda yaptırım konusunda bir eksikliğin olduğu ortadadır.
Anayasanın 18. maddesinde zorla çalıştırma yasağı ile birlikte düzenlenen angarya yasağı açısından yüklenme senetlerindeki maaşın geri verileceği yönündeki düzenleme değerlendirildiğinde; angarya yasağı, Anayasa Mahkemesi kararlarında; kişinin emeğinin karşılığını almadan zorla çalıştırılması, bir maldan ya da kişinin çalışmasından karşılıksız yararlanma şeklinde tanımlanmıştır. (bkz. AYM, E; E:2011/150, K:2013/30, KT:14.02.2013) Araştırma görevlileri 2547 sayılı Kanununun 35. maddesine göre yapılan görevlendirme kapsamında çalışırken her ne kadar maaş almakta iseler de; yüklenme senedindeki şartların ihlali halinde bu çalışma karşılığı alınan maaş ödemelerinin geri verilmesi yönündeki düzenleme ile başlangıçta angarya yasağı söz konusu değilken, taahhüdün ihlali halinde maaşların geri verilmesi halinde araştırma görevlisi ücret ödenmeksizin çalışmış olma durumunda olacağından senet maddesinde maaşların geri ödeneceği yönündeki düzenlemenin bu yönüyle de angarya yasağının ihlali olduğu kabul edilmelidir.
Tüm bu nedenlerle yüklenme senedindeki mecburi hizmet yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde araştırma görevlisi kadrosunda bulunmanın ve çalışmanın karşılığı olan yurt içi aylıklarının iade edilmesinin angarya yasağı kapsamında olduğu kabul edilerek bu talebe yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının ve davalıların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davacının tüm, davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 6100 sayılı HMK’nin geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nin 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.