YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25157
KARAR NO : 2013/10015
KARAR TARİHİ : 29.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Sanığın … plaka sayılı araç ile 19.08.2005 günü müşteki …’in yetkili olduğu akaryakıt istasyonuna gelerek 58.TL. tutarında LPG ,22.08.2005 günü aynı araçla müşteki …’ın çalıştığı akaryakıt istasyonuna gelerek 60.TL’lik LPG aldıktan sonra her iki olaydada aynı yöntemle limitinin dolu olduğunu bildiği kredi kartı ile ödemek istediğini beyan edip, beklediği şekilde kredi kartıyla işlem yapılamaması üzerine, parası olmadığını,… sitesinde oturduğunu, parayı daha sonra getireceğini beyan ederek ilkinde kendi ismiyle ikinci olayda …adıyla senet imzaladığı , belirtilen miktarları ödemediği,… Sitesinde de oturmadığı, aracın kiralık olduğu anlaşılması karşısında sanığın farklı zamanlarda
farklı müştekileri hileli davranışlarla aldatıp, müştekilerin veya başkalarının zararına olarak, kendisine yarar sağladığı anlaşıldığından sanığın eylemlerinin dolandırıcılık suçlarını oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nun 231 maddesinin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin gerekçe yetersiz ise de, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nun 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği değerlendirilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı ceza alt sınırdan belirlendiği halde yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle adli para cezası tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle tespit edilerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “20 gün” , “ 6 gün” “5 gün”ve “100 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine sırasıyla“ 5 gün”, “ 1 gün” “1 gün”ve “ 20 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 29.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.