YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/14214
KARAR NO : 2012/45899
KARAR TARİHİ : 19.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Hakaret ve tehdit suçlarından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
14.03.2005 olan suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’un 102/4 ve 104/2.maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’un 223/8.maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2-Mala zarar verme suçundan yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Mala zarar Verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur.Bu bakımdan,söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur.Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur.Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Somut olayda; Sanığın Bolu F tipi cezaevinde hükümlü olduğu 11.03.2005 tarihinde odasında bulunan masa ve sandelyeyi vurmak suretiyle odanın camını kırarak zarar verdiği, yine 12.03.2005 tarihinde sandalye ile odanın camını kırmaya çalıştığı ve odadaki sandalyeyi kırarak zarar verdiği anlaşılmakla;
Mala zarar verme suçunun oluşmadığına dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Diğer temyiz itirazlarının reddine ancak;
5237 sayılı TCK’nın 7/2, 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddeleri uyarınca suçun işlendiği zamandaki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun ilgili tüm hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanması ve her iki kanuna göre hükmedilecek sonuç cezalar belirlendikten sonra sanığın lehine olan kanunun tespiti ile lehe yasanın bir bütün halinde uygulanması ve bu durumun hükmün gerekçesine de yansıtılması suretiyle hükmün kurulması gerekirken lehe kanun değerlendirmesinde hataya düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.