YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/18126
KARAR NO : 2012/20333
KARAR TARİHİ : 20.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
İHBAR EDİLENLER : 1-… 2-…….
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı davacılar avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığından incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, murislerinin 14.2.1994 tarihinde … Belediyesinden tapu memuru huzurunda 9289 ada ve 6 parselde kayıtlı arsa niteliğindeki taşınmazı satın ve teslim aldığını, daha sonra dava dışı hazinenin bu yerin 6831 sayılı kanunun 2/B maddesi uyarınca orman dışına çıkartılan yerlerden olduğundan bahisle kendisine yönelik tapu iptali davası açtığını, taşınmazın hazine adına tescil edildiğini ve elinden çıktığını ileri sürerek taşınmazın rayiç değerinin, tapu masraflarının da denkleştirilmiş değerinin tespiti ile tespit edilen bu paradan şimdilik 7.000 TL’nin faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, taşınmazın evveliyatının orman olması ve yapılan satışında geçersiz olması nedeniyle davacının, ancak ödediği satış bedelinin denkleştirici adalet ilkelerine göre ulaştığı değerini isteyebileceği gerekçe gösterilmek ve tapu iptal davasının kesinleştiği tarih itibarıyla 6.883,54 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacılar ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacılar murislerinin,tapuda … Belediyesi adına kayıtlı olan taşınmazı tapu memuru huzurunda 14.2.1994 tarihinde satın aldığını, daha sonra dava dışı hazinenin açtığı dava sonucunda anılan taşınmazın evveliyatının 6831 sayılı kanunun 2/B maddesi uyarınca hazine yararına orman dışına çıkarılan yerlerden olması nedeniyle özel mülkiyete tabi olamayacağı gerekçesi ile tapu kaydının iptal edildiğini ve böylece taşınmazın elinden çıktığını, dava dışı hazine adına tescil edildiğini ileri sürerek taşınmazın rayiç değerinin tahsiline karar verilmesini istemiş; mahkemece, taşınmazın evveliyatının orman olması nedeniyle taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğu ve bu nedenle davacının taşınmazın rayiç değerini değil ancak ödediği satış bedelinin aktin ifasının imkansız hale geldiğinin anlaşıldığı 17.7.2008 tarihi itibariyle denkleştirici adalet ilkelerine göre ulaştığı değerini isteyebileceği gerekçe gösterilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacıların murisi ile davalı satıcı arasında 14.2.1994 tarihinde tapu sicil memuru huzurunda sözleşmenin düzenlendiği anda taşınmazın davalı … adına kayıtlı olduğu ve taşınmazın evveliyatının orman olduğuna dair tapu kaydında herhangi bir şerhin bulunmadığı,dolayısıyla davacının taşınmazın 6831 sayılı kanunun 2/B kapsamında taşınmazlardan olduğundan haberdar olmadan taşınmazı satın aldığı açıkça anlaşıldığı gibi bu yön tarafların ve mahkemeninde kabulündedir. Anılan taşınmaz resmi memur önünde MK 706, BK 213, Tapu Kanunun 26. maddelerine uygun olarak davacıya satılmıştır. Satış tarihi itibarıyla tapuda satımı engelleyen veya taşınmazın niteliği ili ilgili herhangi bir şerhte bulunmamaktadır.Bu durumda, yapılan satımın geçerli bir satım olduğunun kabulü zorunludur. Davacı da, geçerli olan bu satış sonrası dava dışı hazinenin davaya konu taşınmazı üstün hakka dayanarak zaptetmesi nedeniyle davalı satıcının taşınmazın raiç değerinden sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
BK’nun 189 maddesinin birinci bendinde, “satıcı, satılan şeyin bir üçüncü şahıs tarafından satımın akdi zamanında mevcut bir hak sebebi ile tamamen veya kısmen zaptedilmesinden alıcıya karşı mes’ul ve zamindir.” yazılıdır. Madde metnindende açıkça anlaşılacağı gibi mevcut ayıp ister subjektif bir haktan, isterse objektif bir hukuk kuralından doğmuş olsun satıcı, devrini taahhüt edip gerçekleştirdiği hakkın kendi malvarlığında mevcut olduğu 2011/18126 2012/20333
yönünü de zamindir. Devredilen hak, herhangi bir nedenle devri taahhüt edilen hakka uygunluk göstermiyorsa satıcı bundan sorumludur. Bu sorumlulukta alıcının zapt nedeniyle uğradığı gerçek zarar kadardır. Somut olayda resmi şekle uygun olarak satış işlemi gerçekleştirilmiş, satış sırasında da taşınmazın tapu kaydında geçmişte orman olduğuna dair herhangi bir şerh bulunmamaktadır.Buna göre davalı … zapta karşı tekeffül hükümleri uyarınca davacının gerçek ve güncel müspet zararından sorumludur. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.12.2010 tarih ve 2010/13-618 esas ve 2010/668 karar sayılı ilamıda bu yöndedir. Mahkemenin açıklanan bu ilkeler doğrultusunda inceleme ve araştırma yaparak taşınmazın tapu iptal davası kararının kesinleştiği 17.7.2008 tarihi itibariyle raiç değerinin tespiti ile sonucuna uygun bir karar vermesi gerekirken geçersiz satışlarda uygulanan denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplama yapan bilirkişi raporunu esas almak suretiyle yazılı şekilde karar vermiş bulunması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının reddine,2.bentte açıklanan nedenle kararın davacılar yararına BOZULMASINAaşağıda dökümü yazılan 278,75 TL kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde davacılara iadesine, 20.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.