Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/13305 E. 2012/43793 K. 18.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13305
KARAR NO : 2012/43793
KARAR TARİHİ : 18.10.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Dolandırıcılığa Teşebbüs
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
I)Sanık … hakkında “dolandırıcılık” ve “dolandırıcılığa teşebbüs” suçlarından verilen “mahkumiyet” hükümlerine yönelen atanan sanık müdafiinin ve C.savcısının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Elektronik ortamda Mernis’ten alınan 14.06.2012 tarihli nüfus kayıt örneğine göre sanığın hüküm tarihinden sonra 26.06.2011 tarihinde vefat ettiği anlaşılmakla; hakkındaki kamu davalarının 5237 Sayılı TCK.un 64.maddesi uyarınca düşürülmesinde zorunluluk bulunduğundan, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca mahkumiyet hükümlerinin BOZULMASINA, ancak; bu durum aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkındaki kamu davalarının 5237 Sayılı TCK’nun 64. ve CMK’nun 223/8.maddeleri gereğince DÜŞMESİNE,
II)Sanık … hakkında “dolandırıcılık” ve “dolandırıcılığa teşebbüs” suçlarından verilen “mahkumiyet” hükümlerine yönelen sanık müdafii ve C.savcısının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; vefat eden sanık …’in önceden tespit ettiği şikayetcileri hiç yüz yüze gelmeden telefonla araması, emekli binbaşı olduğunu, şehit yakınları ve gaziler için yardım topladıklarını söylemesi, olumlu yanıt alınmasını müteakip sanık …’ı şikayetcilerin işyerlerine göndermesi, bu sanığın da “Harp Malulu Gaziler, Şehit, Dul ve Yetimleri Derneği” veya “Türkiye Muharip Gaziler Derneği’nden gelindiği intibaını oluşturup teslim ettiği derginin Türkiye Muharip Gaziler Derneği tarafından yayımlanan “Gaziler” dergisine benzetilmesi ve bu süretle haksız yararlar sağlanması veya teşebbüs edilmesi şeklindeki eylemlerinin dolandırıcılık suçlarını oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabullerinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanığın, subut bulan eylemlerinin TCK’nın 158/1-d.maddesinde tanımlanan “nitelikli dolandırıcılık”; “nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs” suçlarını oluşturacağı nazara alınmaksızın yazılı şekilde “basit dolandırıcılık” suçlarından kararlar verilmesi,
2-Kabule göre de;
a-Hapis cezaları alt sınırdan tayin olunduğu halde aynı gerekçeye dayanılarak adli para cezasına esas alınan birim gün sayılarının alt sınırlardan uzaklaşılarak belirlenmesi,
b-5237 sayılı TCK’nın 53.maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet, kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanabileceğinin gözetilmemesi,
c-Hükümden sonra, 08.02.2008 günlü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik CMK’nın 231.maddesi uyarınca hükmolunan cezaların tür ve sürelerine göre “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ile C.savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.