YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15953
KARAR NO : 2012/9705
KARAR TARİHİ : 09.04.2012
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar dava dışı … tarafından davalı bankadan kullanılan konut kredisine kendilerinin kefil olduklarını, ancak davalı bankanın usulsüz değer tesbitine dayalı olarak usulsüz kredi verdiğini, bu usulsüz verilen kredinin kefil olarak kendilerinden talep edildiğini belirterek 6.10.2006 tarihli konut kredisi sözleşmesinin feshi ile bu sözleşmeden dolayı davalı bankaya borçlu olmadıklarının tesbitin istemişlerdir.
Davalı, davacıların kefil olarak şahsi teminatların bulunduğunu, kredi borcu ödenmeyince ilamsız ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takipleri yaptıklarını, davalıların itiraz etmemesi nedeniyle tarihin kesinleştiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece 13.4.2010 tarihli kararla davanın reddine karar verilmiş, davacılar temyizi üzerine dairemizce karar bozulmuş, dairemiz bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacıların konut kredisi sözleşmelerinden dolayı borçlu olmadıklarının tesbitine, sözleşmenin feshine dair istemlerinin hukuki yasakların bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışından kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemenin 13.4.12010 tarihli ilk kararı ile davacıların kredi sözleşmesinin feshini istemesi için hukuki yararların bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; davacılar temyizi üzerine dairemizce “davacıların dava dışı şahsın kullandığı krediye kefil oldukları, 4077
sayılı yasanın 10/3 maddesi uyarınca alacaklının asıl borçluya başvurmadan ve asıl borçlu aleyhine yapılan takibin semeresiz kaldığı anlaşılmadan kefile başvurulamayacağı, davalı alacaklı tarafından asıl borçlu ile birlikte davacı kefiller hakkında ayrı ayrı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi ile ilamsız icra takibi yapıldığı ve takiplerin kesinleştiği halbuki davalının davacı kefillerden henüz alacağını talep etme hakkının dolmadığı, davacıların talepleri arasında sözleşmenin feshi talebi ile birlikte borçlu olmadıklarının tesbitini de talep ettikleri gözetilerek ikinci talepleri doğrultusunda sonucuna uygun karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece dairemiz bozma ilamına uyularak davacıların konut kredisi sözleşmesinden dolayı borçlu olmadıklarının tesbitine karar verilmiştir. Oysaki dairemiz bozma ilamı ile dosya kapsamından davacıların dava dışı şahsın kullandığı krediye yönelik kefilliklerinin geçerli olduğu ve ancak 4077 sayılı yasanın 10/3 maddesinde yer alan şartlar gerçekleşmeden davacı kefiller aleyhine icra takibi yapılması nedeniyle davacıların bu takibinden dolayı borçlu olmadıklarının kabulünün gerektiği anlaşılmaktadır. Davacıların konut kredisi sözleşmesinden dolayı borçlu olmadıklarının tesbitine karar verilmesi halinde davalının ileride şartların oluşması halinde dahi davacılara müracaat etmesi engellenmiş olup, bu ise sözleşmenin geçerli olması nedeniyle kabul edilebilir bir durum değildir. Hal böyle olunca davacıların icra dosyasından alacağın muaccel olmamasından dolayı borçlu olmadıklarının tesbitine karar verilmesi gerekir. Mahkemenin değinilen bu yönü göz ardı ederek davacıların sorumluluğunun tamamen ortadan kaldıracak şekilde, konut kredisi sözleşmesinden dolayı borçlu olmadıklarının tasbitine karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 10.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.