Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/983 E. 2022/1262 K. 16.02.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/983
KARAR NO : 2022/1262
KARAR TARİHİ : 16.02.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili 21.05.2012 havale tarihli dilekçesinde, vekil edeninin ……’nın ön batından zükur evladı olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacı …’ın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespitine dair verilen verilen kararın davalılardan … vekilince temyizi üzerine … (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 25.09.2014 tarihli ve 2014/14255-13278 sayılı ilam ile, davada talebin ön batından zükur evlat olduğunun tespiti olduğu halde Mahkemece HMK’nin 26. madde hükmüne aykırı olarak talebin aşılması suretiyle karar verildiği, yasal hasım olduğu halde … aleyhine yargılama giderine hükmedildiği ve davacı ile vakıf arasında yöntemince soybağı kurulmadan davanın kabulüne karar verildiği gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı …’ın …vakfının vakfedeni …ile arasında 5. dereceden soybağı bulunduğunun tespitine dair … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.04.2017 tarihli ve 2016/724 E 2017/341 sayılı ilamı esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, davalılar vekilleri temyize gelmiştir.
Dava, … …Vakfı’nın ön batından zükur evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Bu tür davalarda öncelikle vakfeden ile soybağının ispatlanması, sonra da vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. Yani incelenecek ilk husus; davacı ile vakfeden arasında iddia edildiği üzere kan bağı yolu ile soybağı mevcut olup olmadığı, eğer soybağı kurulabiliyorsa ikinci aşamada vakfiye şartlarının davacı yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması olacaktır.
Bir vakfın evladı olunabilmesi için vakfın kurucusuna kadar soy bağının götürülmesi zorunlu olmayıp, daha önceden kesinleşmiş mahkeme kararı ile evlat olduğuna karar verilen kişilerle veya 1943 tarihli … İçtihatı Birleştirme Kararına göre tevliyeti evlada bırakılan vakıflarda mütevellilik yapan kişilerle yöntemince kanbağı ilişkisinin kurulması yeterlidir. Dolayısı ile idarenin (… veya … Vakıf Yönetiminin) tek taraflı olarak evlat listesine yaptığı dayanaksız bir kayıt yeterli olmayıp, açıkça galle fazlasını almaya hak kazanıldığını gösterir bir mahkeme ilamına dayalı olarak vakıf evlat listesine eklenen kişiler, daha sonra açılacak vakıf evlatlığı davalarında kesin hüküm olmasa da güçlü delil olarak değerlendirilebilecektir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, eldeki davanın 21.05.2012 tarihinde açıldığı, Mahkemece verilen davanın kabulüne dair ilk kararın diğer hususların yanında davacı ile vakıf arasında soybağının yöntemince kurulamadığı gerekçesiyle bozulduğu, bozma doğrultusunda yargılamaya devam edilirken, davacı … vekili tarafından 10.06.2016 tarihinde … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde eldeki davada dava dışı Nüfus Müdürlüğü aleyhine nüfus tespit davası ikame edildiği, yargılama sonunda verilen 20.04.2017 tarihli ve 2016/724-2017/341 sayılı karar ile davacı …’ın …vakfının vakfedeni …ile arasında 5. dereceden soybağı bulunduğunun tespitine karar verildiği, sözkonusu kararın kanun yoluna başvurulmaksızın 04.12.2017 tarihinde kesinleştiği, eldeki davada Mahkemece bu karar esas alınarak davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, Mahkemece kesinleşmiş bir ilam esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de; eldeki davanın yargılaması devam ederken açılan ve vakıf evlatlığının tespitinin istendiği davalarda yasal hasım durumunda olan … ile ön batından zükur evladı olduğunun tespiti istenen vakıf yönetiminin tarafı olmadığı dosyada verilen karar eldeki davada delil olarak esas alınamayacağından, Mahkemece mevcut delil durumuna göre işin esası hakkında bir karar verilmesi için hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince … ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 16.02.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.