YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13889
KARAR NO : 2013/16342
KARAR TARİHİ : 11.11.2013
……….
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Şikayetçi borçlu Belediye vekili şikayetinde; belediyenin……….ubesinde bulunan vergi gelirleri hesabına haciz konulduğunu, 5393 sayılı Belediye Gelirleri Kanun’un 15/son maddesi uyarınca haciz yasağı bulunduğundan bahisle haczin kaldırılmasını istemiştir.
5393 sayılı Yasanın 15/son maddesinde; “Belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde ettiği gelirleri şartlı bağışlar ve kamu hizmetinde fiilen kullanılan malları ile belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri haczedilemez” hükmüne yer verilmiştir. Öte yandan, yine bu maddeye göre haczedilmezlik şikayetinin kabul edilebilmesi için mahcuzların kamu hizmetinde “fiilen” kullanılması gerekli olup, kamuya tahsis kararı alınmasının sonuca etkisi bulunmamaktadır.
Maddede açıkça haczedilmezlik için vergi, resim, harç geliri olma ya da “fiilen kamu hizmetinde kullanılma” koşullarının kabul edilmesi karşısında, belediyeye ait bir paranın haczedilmezliği ancak fiili durumunun tespiti ile belirlenmelidir. Bu konuda ispat yükü ise borçluya düşmektedir. Bir diğer anlatımla, haczedilen paraların vergi, resim, harç geliri olduğunu ya da fiilen kamu hizmetinde kullanıldığını borçlu belediye ispatlamalıdır. Aksi halde şikayetin reddi gerekecektir.
Haczedilen hesaplarda, vergi, resim ve harç gelirleri ile birlikte haczi kabil paraların da bulunması, diğer bir ifade ile hesabın havuz hesabı niteliğinde olması halinde, hesabın sürekli işlem görmesi ve sürekli yatan ve çekilen paraların bulunması karşısında, kalan bakiyenin vergi, resim ve harç gelirinden mi, yoksa haczi kabil paralardan mı oluştuğunun belirlenmesine imkan yoktur. Bu şekilde haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paraları karıştırmak suretiyle havuz hesabı oluşturan borçlu belediye, iddiasını ispat imkanını kendisi kaldırmış bulunmaktadır. Borçlu belediyenin haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paralarını ayrı hesaplarda tutması yerine havuz hesabı oluşturmasının da iyi
……..
niyetle bağdaşmayacağı tartışmasızdır. Böyle bir davranı…….. maddelerinin ihlali sonucunu doğuracağı gibi, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde de bulunmakla, hukukça korunamayacağı muhakkaktır. Öte yandan borçlu belediyece haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paraların aynı hesapta toplanması ve birbirine karıştırılması, haczedilmezlik hakkından feragat olarak kabul edilmelidir.
Somut olayda, ……….nezdindeki borçlu hesabının niteliğinin tespiti için yazılan müzekkere üzerine, anılan Banka tarafından, haczedilen hesaba ilişkin olarak hesap ekstresi gönderilmiştir. Dosya içinde bulunan hesap ekstresi incelendiğinde İller Bankası payı ve Mart 2012 denkleştirme bedeli adı altında yatan paralar yanında haczi mümkün olan günlük tahsilatlar açıklaması ile yatırılan paraların da olduğu görülmüştür. Bu durumda Mahkemece, anılan şubedeki hesap yönünden haciz tarihi itibariyle ilgili banka ve borçlu belediyeden gerekli araştırma yapılarak tüm ilgili kayıtlar, hesap ekstreleri getirtilerek, yukarıdaki kurallar doğrultusunda bu hesaba yatan paraların nitelikleri incelenmeli, vergi, resim ve harç niteliğinde veya kamu hizmetinde fiilen kullanılıyor olmaları halinde haczin kaldırılmasına, hesabın havuz hesabı niteliğinde olduğunun tesbiti halinde ise, anılan hesap yönünden şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.
SONUÇ:Alacaklı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle, İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m. 297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 11.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
…………