Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/3844 E. 2019/9489 K. 23.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3844
KARAR NO : 2019/9489
KARAR TARİHİ : 23.10.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın Besim yönünden kısmen kabulüne kısmen reddine davalı … yönünden reddine karar verilmiş olup hükmün davalı Besim vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, dava konusu 410 ada 1 parsel sayılı taşınmazda vekil edeninin de hissesi olduğunu, davalıların taşınmazı vekil edeninin kullanmasına engel olduğunu belirterek 25.000,00 TL ecrimisile karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Besim vekili, taşınmaz üzerindeki binayı vekil edeninin yaptığını ve natamam olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle 10.075,35 TL ecrimisilin davalı Besim’den tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı … yönünden davanın husumetten reddine karar verilmiştir. Hüküm, davalı Besim vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
1. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı Besim vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı Besim vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olaya gelince; davaya konu edilen ve ecrimisile hükmedilen 410 ada 1 parsel sayılı taşınmazın arsa niteliği ile, 1/2 hissenin dava dışı …, 1/4’er hissenin de…1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/635 Esas sayılı muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil dava dosyası neticesinde davacı … ve … adına tapuda paylı olarak kayıtlı olduğu;…1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/557 Esas sayılı dava dosyasında taşınmaz üzerinde bulunan yapıların davalı Besim tarafından yapıldığı iddia edilerek tespit davası açıldığı, davanın kabulüne karar verildiği ancak kararın henüz kesinleşmediği, Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal kira irdelemesi yapılmadan taşınmazda bulunan binadaki bölümlerin (daire ve işyeri) kira yöntemine göre ecrimisil hesabı yapıldığı, mahkemece bu rapor esas alınarak ecrimisile hükmedildiği anlaşılmaktadır.
O halde, Mahkemece, öncelikle, dava konusu taşınmaz arsa niteliğinde olup tecavüzlü binanın davalı Besim tarafından yapıldığı iddiası olduğu ve bu hususta açılan…1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/557 Esas sayılı dava dosyasının da henüz kesinleşmediği dikkate alındığında taşınmaz üzerindeki binanın kim tarafından yapıldığı belirlenmeden daire ve işyeri kira geliri yöntemine göre hesaplama yapılması hatalı olmuştur. Mahkemece yapılması gereken …, taşınmaz üzerinde bulunan binanın davalı Besim tarafından yapıldığının tespit edilmesi halinde arsa emsal kira yöntemi dikkate alınarak, binanın davalı Besim ve davacı …’nin murisi tarafından yapıldığının tespit edilmesi halinde bina (daire ve işyeri) emsal kira yöntemi dikkate alınarak, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenerek, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilerek, az yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde oluşturulacak bilirkişi heyeti marifeti ile yine yukarıda belirtilen ilkeler ve olgular doğrultusunda bilimsel verilere uygun, denetime elverişli şekilde emsal karşılaştırması yapılarak ecrimisil hesabı konusunda rapor alınması, ondan sonra varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi olmalıdır. Eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile yetinilerek sonuca gidilmiş olması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davalı Besim vekilinin temyiz itirazları yukarıda 2. bentte gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı Besim vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine ve HUMK’un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 23/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.