Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/9913 E. 2020/4005 K. 25.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/9913
KARAR NO : 2020/4005
KARAR TARİHİ : 25.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptal Ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, vekil edeni ile davalıların ortak miras bırakanlarından kalan dava konusu taşınmazın 720 m2 sinin taksim sözleşmesi gereğince vekil edenine kaldığını belirterek, dava konusu taşınmazın 720 m2 sinin vekil edeni adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ve dahili davalı … cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle, … İli, … İlçesi, … Köyü, 306 ada 4 parsel (Kadastro Kanunu 22/a yenileme öncesi 1429 parsel) avlulu kerpiç ev ve müştemilatı nitelikli 850,59 m² davalılar … 1/2 – 425,30 m², … 1/8 – 106,32 m², … 3/8 – 318,97 m² hisseler ile adlarına kayıtlı tapu kaydının iptali ile 10/09/2014 tarihli (11.09.2014 havale tarihli) fen bilirkişisi …’nun kroki ekli raporunda; mavi boyalı A harfi ile gösterilen 667,81 m²lik kısmın davacı … adına; kırmızı boyalı B harfi ile gösterilen 182,78 m² lik kısmın davalı … adına tapuya kayıt ve tesciline, davacının fazlaya ilişkin (720m²-667,81m²=52,19m²) 52,19 m² ye yönelik talebinin reddine, davalılar … ve … yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, dahili davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
TMK’nin 676. maddesinde düzenlenen paylaşma sözleşmesine göre; mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapılacak paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar, paylaşma sözleşmesi ile mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler. Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.
Öncelikle, şu ifade edilmelidir ki, taksim sözleşmesinin geçerli olabilmesi için miras bırakanın ölümünden sonra bütün mirasçıların veya temsilcilerinin iradelerinin birleşmesi asıldır. Bir başka ifadeyle, tüm mirasçıların veya temsilcilerinin bir araya gelerek taşınmazları paylaşıp herbirinin kendi payına düşeni aldığı ve diğer mirasçıların paylarına düşenler bakımından da karşılıklı olarak vazgeçtikleri açık ve kesin şekilde belirlenmedikçe taksimin sabit olduğu kabul edilemez. İşte bunun içindir ki, gerek Türk Medeni Kanunu’nun 676/2. maddesi hükmünde ve gerekse 10.12.1952 tarihli ve 2/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında taksim sözleşmesinin tüm mirasçıların katılımı ve yazılı olması taksimin geçerliliği için yeterli kabul edilmiştir.
Somut olayda, 1429 parsel sayılı 850,59 m2 avlulu kerpiç ev ve müştemilatı vasfındaki taşınmazın 18.10.1978 tarihinde 1/2 hissesinin …, 1/2 hissesinin … adına tapulama nedeniyle tescil edildiği; …’in ölümü ile 14.06.2006 tarihinde taşınmazın …’in de dahil olduğu mirasçılarına intikal ettiği, aynı tarihte …’in diğer mirasçıların da hissesini satın alarak taşınmazın 1/2 hissesinin … adına tescil edildiği; …’nin ölümü ile 06.05.2009 tarihinde taşınmazın … ve …’in dahil olduğu mirasçılarına intikal ettiği, aynı tarihte …’nin mirasçılardan … ve …’nin hissesini satın alarak, 1/8 hissenin …, 3/8 hissenin de … adına tapuda kayıtlı olduğu, 22.03.1987 tarihli … ve …’nin tüm mirasçılarının katıldığı taksim sözleşmesi düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, dosya kapsamı itibariyle yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. Şöyle ki, taksim sözleşmesi mirasçılar arasında yapılabilen sözleşme olup, davalı … ve davacı … aynı murisin mirasçıları olmadığından, … ve … mirasçıları arasında yapılan taksim sözleşmesi geçerli değildir. Diğer yandan, tapulu taşınmazın devri TMK’nin 706, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 237. (818 sayılı BK’nin 213.), 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26. ve Noterlik Kanunu’nun 60 ve 89. maddeleri gereğince resmi şekilde yapılmadıkça, hukuken geçerli bir sonuç doğurmayacağından davacıya taşınmazın harici satıldığı da kabul edilemez. O halde, Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Kabule göre de, hakim, tarafların talep sonucu ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez (HMK mad. 26). Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde davacının … olduğu, davacı vekilinin dava dilekçesinde ‘‘taşınmazın 720 m2 sinin vekil edeni adına tesciline’’ karar verilmesini talep ettiği, mahkemenin tapuda 1/8 hissesi olan (106,3237 m2) … … adına da 182,78 m2 lik kısmın tesciline karar verdiği anlaşılmakla; davalı … … tarafından açılan bir dava ve talep olmamasına rağmen Mahkemece başka bir şeye hükmedilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Dahili davalı …’in temyiz itirazları yukarıda gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.