YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/796
KARAR NO : 2021/1909
KARAR TARİHİ : 04.03.2021
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ : Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 31.05.2019 tarihli ve 2018/150 Esas, 2019/278 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacının Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava konusu taşınmazların paydaşlarından …’ın 23.09.1979 yılında vefat ettiğini, payının 6 çocuğu ve eşi …’a intikal ettiğini, yer küçük olunca mirasçıların 1983-1984 yılından sonra paylarını satmaya karar verdiklerini, öncelikle mirasçılardan… ve …’in paylarını satın aldığını, … ve …’a satım bedeli olarak buzdolabı verip annelerinin evine koyduğunu, daha sonra …’dan payını satın aldığını, mirasçıların daha sonra bir araya gelerek, sattıkları yerlerini daha sonra kendisine devretmek üzere … adına tescil ettirdiklerini, 1983-1984 yılında kendisine satılan yerleri bir diğer taşınmazına ekleyerek 35 yıldır kullandığını, …’ın ölümü üzerine davalı çocuklarının tapuda devre yanaşmadıklarının öne sürerek davalıların murisi … adına olan tapu kaydının iptaline ve dava konusu taşınmazların adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar müşterek imzalı cevap dilekçelerinde, davacının iddia ettiği gibi bir satışın olmadığını,herhangi bir karşılığının da olmadığını,davacının rızaları hilafına taşınmazları kullandığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın harici satış iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil talebine yönelik olduğu, tapuda kayıtlı bulunan bir taşınmazın satışının TMK’nin 706, BK’nin 213, TK’nin 26 ve Noterlik Kanunu’nun 60 ve 80. maddeleri gereğince resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafından İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 19.12.2019 tarihli ve 2019/983 Esas, 2019/1567 Karar sayılı kararı ile; Türk Medeni Kanunun 634., Borçlar Kanun’un 213. ve Noterlik Kanunu’nun 89. maddeleri gereğince tapulu taşınmazların resmi şekilde satılmasının gerektiği, şekil şartları uygun olarak düzenlemeyen sözleşmenin geçersiz olup, somut olayda davacı tarafın kanunun aradığı şartlarda taşınmazı satın aldığını ispatlayamadığı, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK’nin 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi üzerine; istinaf kararı davacı tarafından bu kez temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline ve dosya içeriğine göre dava, harici satın almaya ve TMK’nin 713/2. fıkrasında yer alan; “ … maliki 20 yıl önce ölmüş …” hukuki sebebine dayalı olarak TMK’nin 713/1-2. fıkraları gereğince açılan tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, Kanun’un açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanun’un açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK’nin 713/2 maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya yirmi yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” hükmüne yer verilmiştir.
Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de; gerekçe dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; davacı tarafından ölüm hukuki sebebine dayalı olarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunulduğu halde Mahkemece tapuda kayıtlı bulunan taşınmazın satışı resmi şekilde yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, ölüm hukuki sebebine dayalı olarak inceleme, araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır. O halde, Mahkemece yapılması gereken iş, iddia ve savunma çerçevesinde, toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek TMK’nin 713/2. maddesindeki ölüm nedenine dayalı tapu iptali ve tescil şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırmak ve hasıl olacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, 6100 sayılı HMK’nin 373/1. maddeleri uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 04.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.