YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5361
KARAR NO : 2019/5239
KARAR TARİHİ : 13.11.2019
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Davacı … tarafından, davalılar … ve … Bankası AŞ ve … … AŞ aleyhine 07/02/2014 gününde verilen dilekçe ile alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 20/06/2017 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı … davalılar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Dava, haksız eylem nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı … davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, internet bankacılığı faaliyetlerini yürütürken müşterilerinin hesaplarını korumaya yönelik gerekli tedbirleri almayan davalı bankaların … merkezlerinden hesabına normal bir para transferi görüntüsündeki ödemelere istinaden dava dışı şahıslara hesabından ödeme yaptığını, bu suretle zarara uğradığını belirterek, maddi zararının giderilmesini istemiştir.
Davalılar ise davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, alınan kusur raporu benimsenerek istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Yargılama giderlerinden olan (HMK 323.) vekalet ücreti ancak kendisini vekille temsil ettiren ve kısmen de olsa lehine karar verilen taraf yararına hükmedilir.
Yerel mahkemece istemin bir bölümünün kabulüne karar verilmiş olduğundan davacı yararına olarak kabul edilen tutar yönünden vekalet ücretine hükmedilmiş ise de, yargılama sırasında davacı, kendisini vekil ile temsil ettirmediğinden yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7 maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle hüküm fıkrasının 3 no’lu bendinde yer alan “Yürürlükteki AAÜT gereğince hesap edilen 1.980,00 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,” biçimindeki sözcük dizisinin tümden silinmesine; davacının tüm, davalıların diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddiyle davalılar yararına kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının davacıya yükletilmesine, davalılardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 13/11/2019 gününde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı dava dilekçesinde; avukat olduğunu, birkaç yabancı dili konuşması nedeniyle birçok yabancı müvekkili bulunduğunu, bir gün telefonla kendisini … …’un sekreteri olarak tanıtan bir kadının aradığını, uluslararası bir firma olduklarını ve …’de faaliyet göstermeye başladıklarını, ancak alacaklarını tahsil etmekte zorlandıklarını bildirererek yardımcı olmasını istedikleri, referans olarak da iyi tasarlanmış bir web sitesini gösterdikleri, kendisinin de anlaşmaları halinde çalışabileceklerini söylediğini, kısa bir süre sonra…’un aradığı ve iki gün sonra …’de …’da olacağını bildirmesi üzerine …’da bir kafede buluşup görüştüklerini, anılan şahsın iki adet alacaklarının olduğunu ve bunları tahsil etmesi konusunda uzun vadeli avukatlık sözleşmesi yapmaya hazır olduklarını söyleyip kendisine buna dair belgeler gösterdiğini, vekalet vermeleri için gerekli avukatlık bilgilerini verip alacak konusu belgeleri de vekaletnameyle birlikte teslim alacağını söylediği, Viladimir Prohov adlı kişinin notere gitmek üzere yanından ayrıldığını, bir sonraki gün kendisini arayarak borçlu şirketlerle anlaştıklarını ve borçluların parayı ödeyeceklerini, …’de “TL” hesaplarının bulunmaması nedeniyle hesabına ödeme yapılması için kendisinden hesap numaralarını istemesi üzerine, … Bankası … Şubesinde hesap numarasını verdiğini, bu hesaplara davalılar … … Bankası ile …’tan 08/02/2013 ve 11/02/2013 tarihlerinde iki ayrı ödeme geldiğini gördüğünü, … isimli kişinin paraları usd yapıp göndermesini istemi üzerine
kendisine söylenen kişilere anılan paraları dövize çevirip gönderdiğini, 12/02/2013 tarihinde … bankasındaki hesabına bloke konulduğunu öğrenince… isimli kişiyi arayıp ulaşamayınca dolandırıldığını anladığını; internet bankacılığı hizmetini müşteri hesaplarını koruyabilecek düzeyde yapmayan davalı bankaların eylemi nedeniyle davalı banka müşterilerine ödemeler yapmak zorunda kaldığını bildirererek, davalı banka müşterilerine yaptığı ödemelerin müşterilerinin hesaplarının güvenliğini sağlamayan davalıların kendisinin zararına neden olduklarını iddia ederek rücuen tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalılar cevaplarında olayda tamamen davacının kusurlu olduğunu bildirrerek davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, 15/03/2017 günlü bilirkişi raporundaki “gerekli dikkat ve özeni göstermeyen davacının zararın oluşumunda %25, ek güvenlik tedbirlerinin kullanılması konusunda gerekli tedbirleri ve önleme mekanizmalarını etkin şekilde kullanmayan davalıların ise davalıların %75 kusurlu oldukları” şeklindeki belirlemeler hükme dayanak yapılmak suretiyle her bir davalı yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile davacının dava dilekçesindeki olayı anlatış biçimi gözetildiğinde; … Barosuna bağlı tecrübeli bir avukat olan ve yabancı müvekkileri olan davacının tanımadığı ve henüz vekalet almadığı kişilere avukatlık bilgileri ile banka hesap numarasını vermesi, hesap numarasına gelen paraları sorgulamadan, iyice araştırmadan ve henüz vekalet almadan, yabancı uyruklu kişiler adına göndermesi hususları birlikte değerlendirildiğinde dava konusu olayda ağır kusurun davacıda olduğu; kararın bu nedenle davalılar yararına bozulması gerektiğini düşündüğümden, sayın çoğunluğun bu yöne ilişkin davalıların temyiz itirazlarının reddi şeklindeki görüşüne katılmamaktayım.13/11/2019
KARŞI OY YAZISI
Dava, rucuen tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, Dairemiz çoğunluğunca davacı yararına hükmedilen vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanmıştır.
Davacı; … Barosuna kayıtlı avukat olduğunu, kendisini V. … olarak tanıtan kişinin, yetkilisi olduğu uluslararası şirketin …’deki faaliyetlerinden kaynaklanan alacaklarının tahsili hususunda vekâlet vermek istediğini belirterek kendisiyle görüştüğünü, vekaletname için gerekli bilgileri verdiğini, bir süre sonra anılan kişinin, telefonla görüşerek; borçlular ile anlaştığını ancak havale yapılabilecek bir hesap numarasına ihtiyaçı olduğunu belirtmesi üzerine … Bankası … … şubesindeki kendi hesap numarasını verdiğini, hesabına davalı bankalardan gelen iki adet havalenin, bilgisi ve rızası dahilinde internet bankacılığı kullanılmak suretiyle dava dışı V. …’un talebi
doğrultusunda söz konusu paranın, ‘… …’ yoluyla dava dışı şahıslara gönderildiğini, daha sonra bu kişi ile irtibat kuramadığını, davalı bankaların güvenlik zaafiyeti nedeniyle izinsiz olarak girilen müşteri hesaplarından, kendi hesabına havale edilen paraları geri ödemek zorunda kaldığını belirterek, ödediği bu paranın, gerekli güvenlik tedbirlerini almayan davalılardan rucuan tahsili isteminde bulunmuştur.
Davalılar, bankacılık teamülleri, usul ve yasalar çerçevesinde kendilerine yüklenen tüm sorumlulukları yerine getirdiklerini, tüm özeni gösterdiklerini, kusurlarının bulunmadığını savunmuşlardır,
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu da dikkate alınarak, davalıların, olayın meydana gelmesinde % 75 oranında kusurlu oldukları kabul edilerek davanın, kısmen kabulune karar verilmiştir.
Davacı, … Barosuna kayıtlı ve tecrübeli bir avukat olduğunu bildirdiğine göre, henüz hakkında yeterince bilgi sahibi olmadığı yabancı uyruklu bir şahsın, hesabına aktarılacak paranın, üçüncü kişilerin hesabına ‘… …’ yoluyla havale edilmesini teminen, inernet bankacılığı işlemlerinde; kendisi tarafından belirlenen ve kendisinin kullanımına tahsis edilen şahsi bilgileri (parola, şifre, müşteri numarası, tek kullanımlık şifre vb.) daha dikkatli ve özenli bir şekilde paylaşması ve bilişim sistemi üzerinden yapılan işlemlerde daha dikkatli davranması gerekirken, gerekli dikkat ve özeni göstermedğinden zararın doğmasına kendi ağır kusuru ile sebebiyet verdiğinin kabulü gerkir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının davalılar yararına bozulması gerektiği kanaatiyle, sayın çoğunluğun, bu yöne ilişkin davalıların temyiz itirazlarının reddine şeklindeki görüşüne katılmıyorum.