Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/508 E. 2021/1813 K. 02.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/508
KARAR NO : 2021/1813
KARAR TARİHİ : 02.03.2021

DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil, Yıkım, Tapu İptali ve Tescil, Alacak
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.03.2017 tarihli ve 2013/483 Esas, 2017/162 Karar sayılı kararıyla asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş olup, Mahkeme hükmüne karşı, davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı-karşı davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 02.03.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü taraflardan gelen olmadığından dosya üzerinde inceleme yapılmasına karar verildi. Temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar-karşı davalılar vekili, 49 parsel sayılı taşınmazın vekil edenlerinin miras bırakanı …’dan intikal ettiğini, dava konusu taşınmazın davalı tarafından haklı bir neden olmaksızın işgal edildiğini ve dava konusu taşınmaz üzerine kaçak yapı inşa edildiğini belirterek, dava konusu taşınmaza yapılan el atmanın önlenmesine, üzerindeki kaçak yapının kal’ine ve haksız kullanımından doğan 1.000,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 28.11.2016 tarihli dilekçesi ile ecrimisil talebinden feragat etmiş, karşı davanın ise reddini savunmuştur.
Davalı-karşı davacı vekili, davacılar murisinin dava konusu yeri satış vaadi sözleşmesi ile vekil edenine sattığını, vekil edeninin dava konusu yere yapı inşa ettiğini ve iyileştirmelerde bulunduğunu, davacıların murisinin ölümünden bu yana 20 yılı aşkın süre geçtiğini belirterek, terditli olarak, satış vaadi, TMK’nin 713/2. maddesi ve bina değeri arsa değerinden fazla olduğundan TMK’nin 724. maddesi uyarınca, davacılar adına olan tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tesciline, ayrıca, taşınmaz üzerine iyi niyetle yapılan binanın şimdilik 10.000,00 TL’sinin davacı/karşı davalılardan yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, asıl davanın ise reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişisi …’na ait 18.05.2015 tarihli rapor eki krokide 1038 ada 49 parsel sayılı taşınmaz çapında kalan sarı ile boyalı olarak gösterilen toplam 453 m²’lik kısma davalı-karşı davacı tarafından yapılan elatmanın önlenmesine, aynı krokide gösterilen davalı-karşı davacıya ait ev ve garajın yıkılmasına, davacıların ecrimisil taleplerinin feragat nedeniyle reddine, karşı davanın ise reddine karar verilmiş, karara karşı davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesi’nce istinaf talebi esastan reddedilmiş; hüküm davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre davalı-karşı davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı-karşı davacı vekilinin, vekalet ücretlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mahkemece, karşı dava yönünden davacı-karşı davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden ret edilen dava değeri (327.100,00 TL) dikkate alınarak toplam 25.576,00 TL nispi vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan tahsil edilerek eşit oranda davacı-karşı davalılara verilmesine karar verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, karşı dava 13.01.2014 tarihinde 10.000 TL değer gösterilerek açılmış, ıslahla birlikte dava değeri 40.945,00 TL’ye çıkartılarak (muhdesat değeri yönünden) bu değer üzerinden harç yatırılmış, keşif sonrası bilirkişi raporunda belirlenen taşınmazın değeri üzerinden harç tamamlanmamıştır. Bu bakımdan, Mahkemece karar tarihi itibarıyla harcı yatırılan değer üzerinden davacılar-karşı davalılar lehine avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde harcı tamamlanmamış değer dikkate alınarak fazla avukatlık ücreti hesap edilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı HMK’nin 370/2. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı-karşı davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile yukarıda 2. bentte yazılı nedenlerden dolayı temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fırkasının B5. bendindeki “….25.576,00 TL…” ibaresinin çıkarılarak yerine “….4.853,95 TL…” ibaresinin eklenmesine, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 02.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.