Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/2161 E. 2019/8964 K. 14.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2161
KARAR NO : 2019/8964
KARAR TARİHİ : 14.10.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 23.11.2018 tarihli ve 2018/14780 Esas, 2018/19130 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Davalı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR

Davacılar vekili, tarafların murisinden intikal eden 671, 857 parseller ile 2011 yılında satışı yapılan 287 parsel taşınmazın yıllardır davalı tarafından kullanıldığını, ürün elde edildiği ve kazanç sağlandığını, davacılara hiç bir pay verilmediğini, davacıların hiç bir zaman muvafakatlerinin olmadığını, bu nedenle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 2008-2013 tarihleri arası döneme ilişkin davacılar payına tekabül eden şimdilik 10.000 TL ecrimisilin en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. 18.09.2014 havale tarihli dilekçe ile talebini 13.764 TL ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; intifadan men koşulunun gerçekleşmediğini, intifadan men’in 25.09.2013 tarihinde gönderilen ihtar ile 671 ve 857 parseller için gerçekleştiğini, ihtar sonrası dava konusu taşınmazlarda davacıların yerleri boş bırakılarak davalının kendi hissesini ve annesinin hissesini işlemeye devam ettiğini, 287 parsele ilişkin ise 2011 yılında davacıların parseli sattıklarını ve uhdelerinde olduğu süre için de bir ihtrarın bulunmadığını, rızalarıyla ihtara kadar kullandığını davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davalıya 25.09.2013 tarihinde ihtarın çekildiği, 30.10.2013 tarihinde ise davanın açıldığı, intifadan men ile talep arasında 35 günlük sürenin mevcut olduğu keşif tarihi itibariyle boş bırakılan alanların olduğu, 35 günlük süre içerisinde tarımsal faaliyet yapıldığına dair bilgi belge olmadığı dolayısıyla ecrimisil gerektirmeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 23.11.2018 tarihli 2018/14780 Esas ve 2018/19130 Karar sayılı ilamı ile 26.06.2014 tarihinde davalı tanığı olarak dinlenilen …’nin “Davacıların yaklaşık 2 yıldır dava konusu taşınmazı davalının ekmesini istemediklerini” beyan ettiği, bilirkişi raporlarında boş yer bırakılmadığının bildirildiği, 287 parsel taşınmazda davalının payını 25.02.2009 tarihinde satarak paydaş olmaktan çıktığından intifadan men’e gerek kalmadığı, bu doğrultuda araştırma inceleme yapılarak alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur. Bozma ilamına karşı davalı vekili süresi içerisinde karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dava; paydaşlar arası ecrimisil istemine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilamında açıklanan gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan ve HUMK’un 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirine uymayan davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme isteminin reddine,
2.Öncelikle 287 parsel yönünden yapılan incelemede; davacılar tarafından 25.09.2013 tarihinde çekilen ihtarnamede bu parsele yer verilmemiştir. Ayrıca dava konusu taşınmazın tapu kaydında yapılan incelemede ise taraflara dava konusu taşınmazda 303/1440 ar hisse 27.12.1984 tarihinde intikal etmiş olup davacılar … ve … hisselerini 30.12.2011 tarihinde dava dışı şirkete devretmiş, davalı ise bozmada belirtildiğinin aksine 25.02.2009 tarihinde paydaş olmaktan çıkmamış olup dava konusu taşınmazdan 25.02.2009 tarihinde dava dışı Remziye Karakaya’nın 3/360 hissesini satın almak suretiyle satış ve birleşme yoluyla 7/32 hisseye sahip olmuş, bu hissesini ise 30.12.2011 tarihinde dava dışı şirkete satmıştır. Görüldüğü üzere davalı, davacılarla aynı tarihte dava konusu taşınmazda hissedar olmaktan çıkmıştır. Dolayısıyla, çekilen ihtarın tarihi ve içeriği ile taşınmazın dava dışı 3. kişiye 2011 yılında satıldığı gözetilerek tarafların annelerinin yaklaşık 2 yıl önce taşınmazı davalının ekmesini istemedikleri yönünde verdiği 2014 yılındaki beyanı da dikkate alındığında bu parsel için intifadan men koşulunun sağlanmadığı sabittir. Mahkemece bu parsele ilişkin verilen ret kararı bu gerekçelerle doğru olup bu parsele ilişkin dairemizin bozma kararının kaldırılması gerekmiştir.
3. 671 ve 857 parseller yönünden ise; 26.06.2014 tarihli duruşmada davalı tanığı tarafların annesi …’nin “Davacıların yaklaşık 2 yıldır dava konusu taşınmazı davalının ekmesini istemediklerini” beyan ettiği bu doğrultuda araştırma ve inceleme yapılarak alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesi gerektiği yönündeki bozma gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmamakla, davacıların talebinin 2008-2013 yılları arasına ilişkin olduğu, yapılacak araştırma neticesinde intifadan men koşulunun oluştuğunun tespiti halinde tanık …’nin beyanında belirtilen sürenin bilirkişi raporunda yapılacak hesaplamada göz ardı edilmemesi gerektiğinin ise bozma nedenlerine eklenmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin 287 parsel yönünden karar düzeltme talebinin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440/I-4. maddesi gereğince KABULÜNE, Dairemizin 23.11.2018 tarih, 2018/14780 Esas ve 2018/19130 Karar sayılı bozma ilamından 287 parsel ile ilgili kısmının KALDIRILMASINA, yukarıda 3. bent açıklanan nedenlerle davalı vekilinin 671 ve 857 parsellere yönelik karar düzeltme taleplerinin reddi ile yerel mahkeme kararının yukarıda tarih esas ve karar numarası verilen Dairemiz bozma ilamına ilave edilerek BOZULMASINA, yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle ise davalı vekilinin sair karar düzeltme taleplerinin reddine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 14.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.