Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/6838 E. 2021/5992 K. 05.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6838
KARAR NO : 2021/5992
KARAR TARİHİ : 05.04.2021

Kasten yaralama suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a-e, 35 ve 62/1. maddeleri uyarınca 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 58. maddesi gereğince cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Pütürge Asliye Ceza Mahkemesinin 09.03.2020 tarihli ve 2019/28 Esas, 2020/41 Karar sayılı kararının istinaf edilmeksizin 01.07.2020 tarihinde kesinleşmesini müteakip, … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan uyarlama talebi üzerine, tekerrüre esas alınan kısmın hüküm fıkrasından çıkartılmasına ve infazın durdurulmasına ilişkin Pütürge Asliye Ceza Mahkemesinin 21.08.2020 tarihli ve 2019/28 Esas, 2020/41 Karar sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığının 13.01.2021 tarihli ve 2020/18475 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.02.2021 tarihli ve 2021/9619 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, 1) Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28.12.2017 tarihli ve 2017/7764 Esas, 2017/7536 Karar sayılı ilamında, “sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dair hüküm fıkrasının karardan çıkartılmasına dair anılan Mahkemenin 11.08.2017 tarihli ve aynı esas sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.09.2017 tarihli ve 2017/851 değişik iş sayılı kararının, Mahkemece hükmün kesinleşmesinden sonra ek kararla hükümde değişiklik yapılamayacağı cihetle, hukuki değerden yoksun olduğu…” şeklinde belirtildiği üzere, sanık hakkında hükümde değişiklik yapmadan, sadece infaza yönelik bir karar verilmesi yerine tekerrür uygulanmasına yönelik kısmın hükümden çıkarılmasına dair karar verilmesinde,
Kabule göre de; 2) 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesinde yer alan “… Bu Kanun ile sair kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümler, Temyiz olunamaz. Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz…” şeklindeki düzenleme ile tekerrür hususuna ilişkin bir açıklamanın mevcut olduğu, tekerrüre ilişkin olarak anılan kanun maddesinin Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarih olan 20.07.2016 tarihine kadar geçerlilik arz ettiği, 20.07.2016 tarihi itibariyle artık 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun İstinaf başlıklı 271. maddesinin yürürlük kazandığı ve anılan maddede 1412 sayılı Kanun’daki gibi kesin olan hükümlerin tekerrüre esas alınamayacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı,

Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte istinaf kanun yolunun uygulama alanı bulduğu, bu kapsamda 5271 sayılı Kanun’da istinaf kanun yolu hakkında maddelere yer verilirken kanun koyucu tarafından tekerrür hükümlerine yer verilmediği anlaşıldığından, somut olayımızda; sanığın basit yaralama suçundan doğrudan adli para cezası olarak verilen mahkumiyetine ilişkin Pütürge Asliye Ceza Mahkemesinin 22.03.2018 tarihli ve 2017/69 Esas, 2018/33 sayılı kararının 22.03.2018 tarihinde kesinleştiği, Pütürge Asliye Ceza Mahkemesinin 09.03.2020 tarihli ve 2019/28 Esas, 2020/41 sayılı kararına konu suçun da 26.05.2018 tarihinde işlenmesi karşısında, sanığın başkaca tekerrüre esas alınabilecek ilamının bulunmasından dolayı, yazılı şekilde ek karar ile tekerrür kısmının hüküm fıkrasından çıkartılmasında, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
İncelenen dosyada; sanık hakkındaki istinaf edilmeden kesinleşen 09.03.2020 tarihli asıl kararda kasten basit yaralamaya teşebbüs suçundan sanığın hapis cezasına mahkumiyetine ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesine karşın, infaz aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine 21.08.2020 tarihli ek karar ile sanık hakkındaki önceki mahkumiyet hükmündeki tekerrüre ilişkin kısmında hükümden çıkarılmasına ve infazın durdurulmasına karar verilmiştir.
Ayrıntıları CGK’nin 02.07.2020 tarih, 2019/13-123 Esas ve 2020/334 Karar sayılı kararında açıklandığı gibi, sanığın tekerrüre esas alınan kesin nitelikteki adli para cezasına dair mahkumiyet hükmünün, 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 14.04.2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanun’un 17. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nin 272. maddesinin son fıkrasına eklenen “Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.” şeklindeki ibare gereğince aynı maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenen ve kesin olmaları nedeniyle istinaf yasa yoluna başvurulamayacak hükümlerin tekerrür uygulamasına da esas alınamayacaklarına ilişkin düzenlemeye göre sanığın adli sicil belgesindeki kesin nitelikteki adli para cezasına dair hükmün tekerrüre esas alınamayacak olması ve başkaca da tekerrüre esas ilamının bulunmaması nedeniyle sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanma koşulu ortadan kalkmıştır.

Öte yandan, Usul Kanunlarında yapılan değişikliklerin, yasa yürürlüğe girdikten sonra yapılacak işlemler hakkında uygulanacağı, maddi ceza hukuku kurallarının aksine geçmişe yürümeyecekleri kabul edilmekle birlikte maddi ceza hukukunu da ilgilendiren bir infaz rejimi olan tekerrür kurumunda hüküm tarihinden sonra yapılan yasal değişiklikler nedeniyle doğabilecek adaletsizlikleri gidermek açısından, derhal uygulama ilkesine istisna getirilerek zaman bakımından uygulama ilkesinin benimsenmesi de göz önünde bulundurularak, 7242 sayılı Kanun’un 17. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 272. maddesinin son fıkrasında yapılan düzenlemenin yürürlüğe girdiği 15.04.2020 tarihinden önce verilmiş olup da hüküm bölümünde, istinaf yasa yolu kapalı olan bir ilamın tekerrür uygulamasına esas alındığı ve 5271 sayılı CMK’nin temyize ilişkin hükümlerinin uygulanacağı kararlara yönelik olarak, 5237 sayılı TCK’nin 7. maddesinin ikinci fıkrası ve 5275 sayılı Kanun’un 98. maddesinin birinci fıkrası hükümlerine göre uyarlama yargılaması yapılması mümkün olabilecektir.
Böylece, mahkemenin infaz aşamasında uyarlama talebi üzerine hükümdeki tekerrüre esas alınan kısmın hüküm fıkrasından çıkartılmasına ve infazın durdurulmasına ilişkin ek kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle, Pütürge Asliye Ceza Mahkemesinin 21.08.2020 tarihli ve 2019/28 Esas, 2020/41 Karar sayılı ek kararına yönelik yapılan kanun yararına bozma isteminin CMK’nin 309. maddesi gereğince REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.04.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.