Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/4760 E. 2019/9111 K. 16.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4760
KARAR NO : 2019/9111
KARAR TARİHİ : 16.10.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı Ve Katılma Alacağı

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı … vekili, dava dilekçesinde belirtilen taşınmazlar ve araç nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuştur.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin davanın kısmen kabulü ile 8.500 TL katılma alacağının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine dair ilk kararı, taraf vekillerinin temyizi üzerine Daire’nin 04.04.2018 tarihli ve 2015/15558 Esas, 2018/10592 Karar sayılı ilamıyla gerekçe ile hüküm arasında çelişki bulunduğundan bahisle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu davanın kabulü ile…plakalı araç yönünden 8.500 TL katılma alacağının, 101 ada 11 parsel, 101 ada 26 parsel ve 103 ada 7 parseldeki taşınmazlar yönünden davalının emek ve çalışması göz önüne alınarak 111.312,64 TL taşınmazların toplam bedelinden 31.500 TL katılma payı alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine, dava konusu taşınmazların değerleri ile kabul edilen katkı payı alacağı miktarına göre davacının katkı oranının %28,29 olarak kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin dava konusu 103 ada 7 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece bu taşınmaz yönünden de davanın kabulü ile davacı lehine hesaplanan katkı payı alacağına hükmedilmişse de; bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava konusu taşınmazın 27.03.1997 tarihinde tesis kadastrosu yoluyla davalı adına tescil edildiği görülmektedir. Dava konusu taşınmaza ait kadastro tutanağından taşınmazın 12.01.1989 tarihli tapu kaydına dayalı olarak davalı adına tespit edildiği, dayanak tapu kaydının edinme sebebi kısmında…Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 27.06.1988 tarihli ve 1987/63 Esas, 1988/138 Karar sayılı kesinleşmiş tescil kararına istinaden davalı adına hükmen tescil edildiğinin, dayanak mahkeme kararında ise dava konusu taşınmazın davalının babası tarafından 1983 yılında davalıya bağışlandığının yazılı olduğu anlaşılmaktadır. Açıklanan bu durum karşısında dava konusu taşınmaz, davalının bağış yoluyla edindiği kişisel malı niteliğinde olduğundan mahkemece bu taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu taşınmaz yönünden de davanın kabulü ile davalı aleyhine 17.742,85 TL fazla alacağa hükmedilmesi doğru olmamıştır.
3. Bundan ayrı, mahkemece hüküm altına alınan alacağa göre belirlenen bakiye karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazine’ye irad kaydına karar verilmesi gerekirken, davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) ve (3) nolu bentlerde yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 16.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.