YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/20708
KARAR NO : 2020/3167
KARAR TARİHİ : 09.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Aidiyet Tespiti Ve Belediye Kaydının Düzeltilmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili, müvekkillerinin… Sokak No: 10 (Yeni: 12) … adresindeki binanın 10.04.1999 tarihinde davalılardan …’tan satın aldığını, diğer davalı …’in ise, daha sonra ortak olmasına rağmen rağmen belediyedeki mülkiyet sicil kayıtlarını kendi adına yaptığını belirterek “… söz konusu taşınmaz üzerindeki zilyetliğin taraflarına payları oranında iadesine..” karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan …, davayı kabul etmiştir.
Davalılardan … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile,
“2-… ilçesi, 1561 parsel sınırları içerisinde bulunan belediye kayıtlarında adresi, … mahallesi, … cadde, çetin sokak. No: 10, (yeni numara: 12) … adresi olan dava konusu taşınmaz üzerindeki zemin artı 3 kattan oluşan toplam 4 katlı binada (binada 4 dükkan, 6 daire bulunmaktadır.)
Zemin katta bulunan 4 dükkandan bir tanesinin … oğlu …’a , bir tanesinin … olma …’ya iki tanesinin … olma, …’ya ait olduğuna (aidiyetine),
1.normal katta bulunan iki daireden bir tanesinin … olma …’a diğerinin …’ten olma …’ya aidiyetine,
3.normal katta bulunan 2 daireden bir tanesinin … olma …’a diğerinin ise … çocukları … ile …’ya 1/2’şer hisse oranında müşterek olarak aidiyetine,
Belediye kayıtlarının yukarıda belirtildiği şekilde düzeltilmesine,” karar verilmiştir. Hüküm, davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacılar vekili; dava dilekçesinde, “… söz konusu taşınmaz üzerindeki zilyetliğin taraflarına payları oranında iadesine..” karar verilmesini talep etmesine rağmen (23.10.2013 tarihli duruşmada) davacıların (tutanaktaki şekli ile) “biz dava konusu binadaki kendimize ait yerleri yani davalı …’tan aldığımız daireleri ya da dükkanları kendimiz kullanıyoruz, ancak belediye kaydı bizim adımıza değildir, bu hususun düzeltilmesini istiyoruz..” dedikleri anlaşılmaktadır.
HMK’nin 119/1-ğ maddesine göre, dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde davacı, neye karar verilmesini istiyorsa onu açık bir şekilde yazmak zorundadır. Talep sonucunun açık olmaması durumunda, HMK’nin 31. maddesine göre Mahkemece, davacıya talep sonucunun açıklattırılırıası gerekir. Bu hükümde, “Hakim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişki gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir’ denilmekte ise de, bunu sadece hakime tanınan bir yetki şeklinde değil, aynı zamanda hakime verilen bir ödev olarak anlamak gerekir.
Ne var ki; davacıların dava dilekçesinde dayandıkları talep ve dayanakları (hukuki sebep) anlaşılamadığı gibi Mahkemece, dava dilekçesi açıklattırılmadan sonuca gidildiği görülmektedir.
Hâl böyle olunca; Mahkemece, öncelikle yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca davacılar vekiline, hangi hukuki sebebe dayandıklarının açıklattırılması, bu şekilde (talep sonuçlarına göre,) davanın niteliğinin tereddüde mahal bırakılmayacak şekilde tespit edilmesi, akabinde, toplanan ve/veya toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, dava dilekçesi açıklattırılmaksızın ve hukuki nitelendirmedeki noksanlık giderilmeden yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Diğer yandan bilindiği gibi; konusu para veya para ile değerlendirilebilen bir şey (mal varlığı, mamelek hakkı) olan (yani, konusu belli bir değerle ilgili bulunan) davalarda karar ve ilam harcı nispidir. Nispi karar ve ilam harcının dörtte biri dava açarken davacıdan peşin olarak alınır. Peşin olarak ödenecek olan bu dörtte bir karar ve ilam harcı, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplanır. Ayrıca, harç ikmal edilmemesinin yasal sonuçları da 492 sayılı Yasanın 30 ve 32. maddesinde duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirtilmiştir.
Harçlar Yasası’nın 30 ve 32. madde hükümleri gereğince, harca tabi bir davada harç tamamlatılmadan davanın esasına girilemez, ancak bu eksikliğin giderilmesi için ilgili tarafa süre verilmelidir. Mahkemece davacıya harcı tamamlatması için usulüne uygun olarak süre tanınması, yatırılması gerekli harcın miktarının hesaplanarak ilgili muhtıraya derc edilmesi, harcın yatırılması halinde işin esasına girilerek olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi, harcın belirlenecek süre içerisinde yatırılmaması halinde ise Harçlar Yasası’nın 30. Maddesi gereğince, dosyanın, işlemden kaldırılıp (HMK. mad. 150), yasal süresi içinde yenilenmediği takdirde açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davanın, 12.300,00 TL üzerinden harç ödenmek suretiyle açıldığı, keşfen dava konusu yapının (daire ve dükkanların) değeri tespit edilmesine rağmen harç ikmal edilmeden karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun Mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Hal böyle olunca, öncelikle keşfen saptanmış ve/veya saptanacak dava değeri üzerinden harcın tamamlanması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Davalılardan … vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’nin 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 09.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.